Dizisinden olay örgüsünü aşağı yukarı bilmeme rağmen severek okuduğum bir kitaptı benim için. Dili oldukça süslü ve yer yer uzun betimlemeler, karakterlerin düşüncelerine uzun uzun anlatıldığı kısımlar akıcılığı azaltsa da keyifli bi okumaydı.
Diziden farklı olarak ana karakter burada Nihal diyebilirim. Nihal henüz 12 yaşında bir çocuk, çok küçük yaşta annesini kaybetmiş, bu sebeple etrafındakiler hep ona karşı daha hassas davranmışlar hatta üzerine titremişler. Nihal bu sebeple hem şımarık büyümüş hem de gerçek dünyadan uzak bi baloncuk içinde yaşamış. Bünyesi hassas, minimini narin Nihal deniyor ona, belki gerçekten doğası öyledir ya da çevresi onu bu hâle getirmiştir… Ama bu doğasına rağmen Nihal bencil bi karakter değil tam olarak yalıda kimse Beşir’i ve onun hastalığını önemsemezken bir tek o önemsiyor. Belki de çevresinde aynı kalan sayılı kişilerden olduğu içindir. Kitap boyunca yaşanan gelişmelere tam da 12-13 yaşlarında, geçmişte kayıp yaşamış olan bir çocuk gibi davranması ayrıca hoşuma gitti. O kadar hayatın içinden bir kitap ki…
Ve Bihter karakteri… Firdevs hanımın kızı olmak istemeyen ama sonunda yine ona dönüşen ve bununla baş edemeyip canına kıyan Bihter… Firdevs hanıma inat olsun hem de şaşaalı bir hayatı olsun diye Adnan beyle evlenir. Beni burda şaşırtan şey günümüzden 120 yıl önce bile erkek ve kadın arasındaki ciddi yaş farkının eleştirilmesi. Yani çevredeki hemen hemen her karakter garipsiyor bu evliliği yaş farkından dolayı. Niyeyse ben daha olağan bakılan bi durum olur diye düşünmüştüm o dönem için, meğer toplum hep aynıymış. Bihter, Adnanla evliliğinde tam olarak umduğunu bulamaz ve hep eksik hisseder. Adnanla yalnızca bedeniyle birlikte olur ruhunu sunamaz, Adnan da içten içe farkındadır aslında bu durumun. Bihter bu içindeki boşluğu Behlülle