“Güzellik nerededir? Diğerleri gibi ölmeye mahkum büyük şeylerin içinde mi, yoksa hiçbir iddiada bulunmadan, anın içine bir sonsuzluk tomurcuğu yerleştirmeyi bilen küçük şeylerde mi?”
“Sessizliğin içeriye gitmeyi sağladığını, yalnızca dışarıdaki yaşamla ilgilenmeyenlere gerektiğini onun anlayabileceğini sanmıyorum; çünkü onun içi dışarısı kadar, sokak kadar kaotik ve gürültülüdür.”
“Ölen bir kapıcı, gündelik yaşamın akışındaki hafif bir boşluktur; hiçbir trajedinin eşlik etmediği biyolojik bir kesinliktir. Her gün onunla merdivenlerde ya da evlerinin kapısında karşılaşan mülk sahipleri için Lucien asla çıkmadığı hiçliğe geri dönen bir var-olmayandı.”
“Bilincin uyanışının ilk doğumumuzla çakıştığına yanlış yere inanırız. Belki de bundan başka bir canlılık hali hayal edemediğimizdendir. Sanki hep görmüş ve hissetmişiz sanırız kendimizi ve bu inançtan güç alarak, bilincin doğduğu önemli anı dünyaya geldiğimiz anla özdeşleştiririz. Beş yıl boyunca, görme, işitme, koku alma, tatma ve dokunmayla donanmış işlemsel algısal mekanizma olan Renee adlı küçük bir kızın, tam anlamıyla kendinin ve evrenin kusursuz bilinçaltında yaşayabilmiş olması, bu aceleci teorinin bir inkarıdır. Çünkü bilincin ortaya çıkması için bir ad gerekir.”