Nimo10

Kendini gözlemleme bir iyileşmedir... gözlemci ile gözlenen arasındaki ayrılığın doğal bir sonucudur. Kendini gözlemleme, insanın, dünyanın yürüyen bantlarına kendisini nelerin bağladığını görmesini sağlar; eskimiş fikirler, suçluluk duygusu, önyargılar, gerginlikler, felaket beklentileri... Bu bir kopma, sahte uykudan çıkma ve yeniden uyanış eylemidir..."
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
"Kendini içinde bağışlamak, yaşayan bir insanın yapması gereken asıl işidir, uzun bir süreçten geçen dikkatinin... kendini mercek altında incelemesinin sonucudur. Özündeki katmanların hâlâ parça parça olan kısımlarına ulaşmak demektir... Kapanmamış yaraları temizleyip tedavi etmek... yarım kalmış hesapları ödemek demektir..." Ardından teatral biçimde tedbirli bir tavır takınarak, sanki bir sırrı paylaşırmışçasına sesini alçaktı ve "Kendini içinde bağışlamak, geçmişi, içindeki bütün safralarıyla yeni baştan değiştirecek güce sahip olmak demektir" dedi. Bu kavranması olanaksız sözlerin üstüne belli ki zaman zaman akıl yoracaktım. "Her şey burada ve andadır! Her insanın yaşamında, geçmiş ve gelecek daima birlikte hareket etmektedir."
Psikoloji
D r e a m e r , "Yoksulluk, kişinin kendi sınırlarını görememesi demektir," d i y e a ç ı k l a d ı . "Yoksul olmak, kişinin hoşlanmadığı ve yapmayı seçmediği bir iş k a r ş ı l ı ğ ı n d a kendi yaratıcılık hakkından vazgeçmesidir."
Dreamer beni suçlarcasına, "Bağımlılık, varlığın bir hastalığıdır!..." dedi. "Kişinin bütünlüğe erişememesinden kaynaklanır. Bağımlı olmak, kişinin kendisine inanmayı bıraktığının ve düşlemekten vazgeçtiğinin bir göstergesidir." Sözlerini düşündükçe, her bir sözcüğün içime ayrı ayrı işlediğini hissediyordum. O'na duyduğum kırgınlık, derinleşerek kızgınlığa dönüştü. Bu denli geniş bir insan kitlesini bu şekilde yargılıyor olması kabul edilir bir şey değildi. Bir insanın hayatı ve iş yaşamı ile, onun duyguları ve korkularıyla O'nun ne gibi bir bağıntısı olabilirdi?
Bağımlı olmak, bir sözleşmenin sonucu değildir. Bir rolle ilişkili olmadığı gibi, bir sosyal sınıfa ait olmakla da oluşmaz... Bağımlılık, bir kişinin saygınlığının düşmesi sonucunda oluşur. İçte yaşanan bir dağılmanın sonucudur. Bu içsel durum, bu çürüme hali, bir iş sorumluluğu biçimini alır ve işyerinde ast konumundaki bir görev kimliğine bürünür. Bağımlı olmak, kendi korkularına ve hayali kuruntularına esir düşmüş hasta bir aklın eseridir... Bağımlılık hali, düşün terk edilmesinin görünür sonucudur."