Bir yönetici, yaptığı işe inanmaya uğraşan bir çalışandır; bir inancı savunur. Ne denli sıradan olursa olsun, kendisine bir şeye ait olma duygusu ve bir yöne sahip olma yanılsaması veren bir cemaatin papazıdır.
Fakat sende bu bile yok! İrade olmadan düşünceler, duygular ve arzular, oluşun içinde başıboş dolaşan parçacıklar gibidir ve 'sen' de evrenin insafına kalmış küçük bir parçacıksın..."
Hiçbir politika, din ya da felsefe sistemi toplumu dışarıdan değiştiremez. Ancak ve ancak bireysel bir devrim, yeni bir psikolojik doğuş, her insanın tek tek, hücre hücre Oluşundaki yaralarının sarılması bizi daha refah bir gezegene, daha zeki, daha doğru, daha mutlu bir medeniyete taşıyabilir.
Kişi ancak bilmiyorsa, öğretebilir," demişti Dreamer, "gerçekten bilen öğretemez! 'Anladığımız' şeyi, 'gerçekten' bizim olanı bir başkasına aktaramayız. Mutluluk, zenginlik, bilgi, istek ve sevgi dışarıdan edinilecek şeyler olmadıkları gibi, başkaları tarafından da verilemezler; onlar sadece hatirladıklarımızdır ve özümüzün demirbaşlarıdır; her insanın sahip olduğu bir tür doğal mirastır.
İnsanların seçme özgürlüğünü değerli bulmasına karşın sırf Özgür irade ile seçilmedi diye beş nesneyi daha değersiz algılamaları irrasyoneldir. Sanki, beş şeyin kendi seçimimiz olmaması o şeyin değerini ortadan kaldırmaktadır. İnsanoğlunun budalalıklarına iyi bir örnek değil mi şimdi bu?