‘Teşekkür ederim,’ demeyi başardı Frek acıyla. ‘O an işimin bittiğini düşünmüştüm. Ne de olsa dünyanın düzeni böyle.’
‘Seni aptal yaşlı kurt,’ dedi Hakon. ‘Dünyanın düzeni diye bir şey yoktur. Sadece bu vardır,’ dedi ve parmağıyla başına vurdu. Sonra ayağa kalkıp uzaklaştı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Biz Lekeliler’i köleleştirmek isteyenlerle savaşıyoruz ve sonra gidip aynısını kendi çocuklarımıza yapıyoruz. Hedefe giden yolda her şey gerçekten mübah sayılır mı?
İlk kısımları spoilersız sonları spoilerlıdır.(uyarı koydum)
Seri hakkında şu ana kadarki yorumum:
Şimdi yalan yok ilk kitap gerçekten de çok zor açılmıştı. Olayları, kişileri, evreni falan anca ilk 300 sayfadan sonra, (ilk 300 sayfayıda 40 günde okudum zaten) yavaş yavaş anlayabildim. Yine de değdi bence. İyi ki o sayfalarda vazgeçip yarım bırakmamışım.
Tanrıların Gölgesi’nin finali hikayeyi çok güzel kurtardı. Ve iki kitabın da finali öyle ki hemen bir sonraki kitabı okuyasın geliyor. Ama benim tavsiyem araya başka kitaplar sıkıştırın. Hem öyle hikaye daha çok oturuyor hem de ikinci kitapda kalın olduğundan sıkılma ihtimali daha da azalıyor.
Bol aksiyonlu, kaliteli karakterleri olan,klişe olmayan, emek kokan şöyle güzel bir epik fantastik okuyayım diyorsanız alın bunu okuyun. Iskandinav mitolojisine dair hiç bir şey bilmiyorsanız bile -ki ben de hiç bir şey bilmeyen tayfadandım- bu hiç sorun olmuyor. Sadece aynı benim gibi evreni daha yavaş kavrarsınız o kadar.
Gerçekten baya “epik” bir epik fantastik olmuş. Benim tek sorunum betimleme kısmının biraz eksik kalmasıydı. O da çok “sorun” değildi gerçi. Böyle de çok yakışmış, zaten kitap kalın betimlemeler de fazla olursa nolurdu bilmiyorum. Dövüş sahneleri falan dehşet güzel ama. Ayrıca kitabın başında yok ama söyleyeyim kan kitapta ciddi bir tetikleyici unsur.
!!!Gerisi Spoilerlı!!!
İkinci kitabın son 50 sayfasına geldiğim yerden itibaren bu kadar olay 50 sayfaya nasıl sığacak, 600 sayfadır olamayan şeyler nasıl bir anda olacak diye düşünüp duruyordum. Sığmayacakmış! Meğersem seri üçlemeymiş ve ben bunu ikinci kitabı bitirince öğrendim! Ama keşke bitirmeseydim diyorum şimdi. O nasıl sondu ya… İlk kitabın sonu kırıp geçmişti zaten, hani daha kötüsü(üzücü anlamında bir kötü) gelemezdi. Hatta sonunu tahmin
Biorr; güvendiği, yeminlerle, savaşlarla ve çok daha fazlasıyla bağlandığı sevgilisi. Ona ihanet etmişti, hepsine ihanet etmişti. Agnar kolunu kendisine uzattığı sırada boğazına sapladığı bir mızrakla en iğrenç şekilde Agnar’a ihanet etmişti.
Sayfa 30 - Kafan kırılsın emi Biorr gül gibi kızı bırakıp gittin ya