Nina

Gerçek bir epik fantastik okumak isteyenleri buraya alalım
10/10
·688 syf.·
2025 7. kitabı
İlk kısımları spoilersız sonları spoilerlıdır.(uyarı koydum) Seri hakkında şu ana kadarki yorumum: Şimdi yalan yok ilk kitap gerçekten de çok zor açılmıştı. Olayları, kişileri, evreni falan anca ilk 300 sayfadan sonra, (ilk 300 sayfayıda 40 günde okudum zaten) yavaş yavaş anlayabildim. Yine de değdi bence. İyi ki o sayfalarda vazgeçip yarım bırakmamışım. Tanrıların Gölgesi’nin finali hikayeyi çok güzel kurtardı. Ve iki kitabın da finali öyle ki hemen bir sonraki kitabı okuyasın geliyor. Ama benim tavsiyem araya başka kitaplar sıkıştırın. Hem öyle hikaye daha çok oturuyor hem de ikinci kitapda kalın olduğundan sıkılma ihtimali daha da azalıyor. Bol aksiyonlu, kaliteli karakterleri olan,klişe olmayan, emek kokan şöyle güzel bir epik fantastik okuyayım diyorsanız alın bunu okuyun. Iskandinav mitolojisine dair hiç bir şey bilmiyorsanız bile -ki ben de hiç bir şey bilmeyen tayfadandım- bu hiç sorun olmuyor. Sadece aynı benim gibi evreni daha yavaş kavrarsınız o kadar. Gerçekten baya “epik” bir epik fantastik olmuş. Benim tek sorunum betimleme kısmının biraz eksik kalmasıydı. O da çok “sorun” değildi gerçi. Böyle de çok yakışmış, zaten kitap kalın betimlemeler de fazla olursa nolurdu bilmiyorum. Dövüş sahneleri falan dehşet güzel ama. Ayrıca kitabın başında yok ama söyleyeyim kan kitapta ciddi bir tetikleyici unsur. !!!Gerisi Spoilerlı!!! İkinci kitabın son 50 sayfasına geldiğim yerden itibaren bu kadar olay 50 sayfaya nasıl sığacak, 600 sayfadır olamayan şeyler nasıl bir anda olacak diye düşünüp duruyordum. Sığmayacakmış! Meğersem seri üçlemeymiş ve ben bunu ikinci kitabı bitirince öğrendim! Ama keşke bitirmeseydim diyorum şimdi. O nasıl sondu ya… İlk kitabın sonu kırıp geçmişti zaten, hani daha kötüsü(üzücü anlamında bir kötü) gelemezdi. Hatta sonunu tahmin
Tanrıların Açlığı (Ciltli)John Gwynne · Martı Yayınları · 2024103 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7/10
·487 syf.·
2024 56. kitabı
Bu kitap öyle bir kitaptı ki hem beklentimin çok üstüne çıktı hem de hayal kırıklığı yarattı. Ben kitabı okumaya başlarken -büyük ihtimalle son zamanlarda okuduğum fantastiklerin hepsinin beklentimin altında kalması yüzünden- epey bi’ önyargım vardı. Daha doğrusu yine beğenmem diye korkuyordum. Tabi ilk 50 sayfada ne kadar yanlış düşündüğümü anladım. Bir kere kitapta sevilesi tonla şey var. Başrolün kitaplarla ilişkisi, evren, kara büyü kitapların da bir kalbi olması gibi gibi. Ama benim işte budur dediğim 2 şey var. Bir; Elisabeth’in, Ashcroft’u durdurmayı intikam almak için değil -ki intikam almak istese bunun için kendisine neden bulabilir- insanların hayatını önemsediği için istemesi. Son zamanlarda özellikle de fantastik kurgularda o kadar çok intikam teması işleniyor ki artık gına geldi. Hani bunu güzel işleseler, intikam alma dürtüsünün insanda nelere yol açtığını anlatmaya çalışsalar falan neyse ama öyle bir hale getirdiler ki bu konuyu, klişe oldu artık. Bu kitap böyle olmadığı için çok hoştu. İkincisi de Elisabeth’in ailesi mevzusu. Kitabın arkasını bile okuduysanız anlamışsınızdır, Elisabeth yetim. Ve bundan dolayı bir öfkesi ya da ailesinin bulma arzusu yok. Aksine kendi gerçeğini o kadar kabullenmiş ki kütüphaneyi evi, kara büyü kitaplarını -ve tabi ki diğer kitapları da- ailesi olarak görüyor. Yok şunun kızı, yok ötekinin kardeşi falan çıkmıyor. Kendini yalnızlaştırmaya çalışan bir karakter de değil. Öyle boş yere ergen ergen triplere de girmiyor. Ve Elisabeth, kitapta özellikle belirtildiği üzere 16 buçuk yaşında. Evet, çoğu yirmili yaşlardaki kitap karakterlenin aksine çok daha olgun davranarak benim kalbimi kazandığı doğrudur. Ne kadar sevdiğim şey olsa da tabii sevmediğim yerler de oldu. Bunların çoğu da Nathaniel hakkında. Silas kadar
1000Kitap
Dikenlerin BüyüsüMargaret Rogerson · Ephesus Yayınları · 20241,521 okunma
10/10
·130 syf.·
2024 53. kitabı
İlk sayfadan anladım ki bu kitap 10/10 olacak. Öyle de oldu. Kitapda o kadar fazla gönderme var ki… Eminim arada kaçırdığım bile olmuştur. Zenciler, balık, Venüs, plebler -özellikle de zengin olanları- … Kitap zaten faşizmin gençler üzerindekini etkisini, onları nasıl yozlaştırdığını anlatıyor. Hemde bunu onların öğretmenlerinin gözünden anlatıyor. Ve bu öğretmen 1. Dünya Savaşına katılmış orada da kötülük problemine çok kafayı takdığı için inancını kaybetmiş bir öğretmen. Doğrusu öğretmen her şeyi kafayı çok takıyor. Özellikle rahiple sohbeti ve mahkeme favorim oldu. Kısacık kitapta 94 yeri işaretlemişim…
Tanrısız GençlikÖdön Von Horvath · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20234,715 okunma
10/10
·1026 syf.·
2024 46. kitabı
Sonlara yaklaşana kadar beni ne kadar etkilediğimi anlamamışım…artık etkisinden nasıl çıkarım bilmiyorum. Kitaba başlarken en fazla ne olabilir ki sonu mutlu bitecek zaten belli diyordum. Çok yanılmışım arkadaşlar… Bunların hepsi buruk mutluluklar. Çünkü hepsi sonunda zaten ölecekler. Tolkien’in de dediği gibi “ölümün kaçınılmazlığı”nı (özellikle son bölümlerde), bir insan olarak dibine kadar hissettim. Diyecek söz yok okuyun okutun. İster günde 1 sayfa okuyun, ister tek kitabını 1 günde bitirin ama okuyun.
Yüzüklerin Efendisi (Tek Cilt)J. R. R. Tolkien · Metis Yayınları · 20166,3bin okunma
Hanımlar Ülkesi’ne hoşgeldiniz
10/10
·200 syf.·
2024 40. kitabı
!Bolca Spoiler içeriyor! Kitabımız üç arkadaş olan Van, Terry ve Jeff’’in Kadınlar Ülkesine gitmesini ve orada yaşadıklarını anlatıyor. Ayrıca kitabı Van’ın ağzından okuyoruz. Bence bu en doğru seçim olmuş çünkü kitabın çoğu yerinde Van kendisini iki arkadaşının da ortasında olmakla nitelendiriyor. Mesela kitabın daha başlarında Terry’nin Kadınlar Ülkesindeki amacı oradaki bütün kadınlara diz çöktürüp kralları olmakken Jeff ise kadınların hepsinin yardıma muhtaç olduğunu, oraya gitmekteki amacının kadınlara kol kanat germek olduğunu söylüyor. İkisinin de arasında olarak Van ise araştırmacı ruhu ile arıyor Kadınlar Ülkesini.(ben bunu Van’ın asıl mesleğinin sosyolog olmasıyla bağdaştırıyorum biraz) Ve Terry’nin aksine Kadınlar Ülkesinde bir “Türk Haremi”(evet kitapta tam olarak bu tabir kullanılıyor) bulamayacağını biliyor. Kadınlar Ülkesi 2000 yıl önce kendi uluslarının savaş vb. nedenlerle yok olması üzere hayatta kalan 3-4 kadının kurduğu bir ülke. Tabi erkekler olmadığı için çocuklar da olamıyor bu yüzden nüfusun devam etçeğine dair hiç umutları yok. Ta ki kadınlardan biri(25 yaşında) mucizevi bir şekilde hamile kalıp doğurana kadar. Üst üste 5 kız çocuğu oluyor. Sonra bekleme sırası çocuklara geliyor, diğer kadınlar onların da çocukları olacak mı diye bekliyorlar ve oluyor. Bu ilk anne ise sadece torunlarının çocuklarını görebiliyor. Daha sonralarda Kadınlar Ülkesinin Anneleri, ilk Anneyi ilahlaştırıyorlar ve zamanla dinleri bu oluyor. Doğdukları andan itibaren Anneliğe tapıyorlar, Anneliği arzuluyorlar, Anne oluyorlar. Bütün bunlara rağmen onların Annelik düşüncesi bizlerden çok farklı. Bunu kitaptan bir kaç alıntı ile basitçe açıklayabiliriz aslında: “Geçmişe saygınız yok mu? Büyük-büyükannelerinizin düşündüklerine ve inandıklarına?” “Yoo hayır,” dedi.
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · İş Bankası Kültür Yayınları · 202119,9bin okunma