Bu kitabın ingilizcesini okudum ve birkaç inceleme okuyup aradığımı bulamayınca aklıma Türkçe çevirisinde Reiko ve öğrencisinin yaşadığı birliktelik çevirilmemiş olabileceği geldi. Bundan bahsettim çünkü kitapta tek sevmediğim kısım buydu çünkü karakter 31, öğrencisi ise 13 yaşındaydı. Ancak kitaptaki karakterler kadının pedofili olmasına değil de evli olmasına rağmen nasıl lezbiyen olur diye tepki göstermişti. Buna gerçekten şaşırdım.
Bu kitapta o kadar çok intihar eden karakter var ki ,hem de büyük acılar çekmeden sebepsiz yere. Tabii ki kimsenin verdiği kararı sorgulayamam ve Watanabe de böyle yapıyor, onun bu özelliğini çok beğendim. En yakın arkadaşı, sevdiği kız intihar etse de ne kendisini suçluyor ne onlara kızıyor. Onların kararlarına saygı duyması son derece önemli.
NAOKO HAKKINDA:Naoko’nun ablasının intiharı…O sayfayı okurken kendi başıma gelmiş gibiydi. Kendi ablamı düşündüm ve birkaç dakika okumaya ara verdim. Her neyse Bu travmatik
olaydan sonra Naoko’nun yıllardır tanıdığı çok derin bağlar kurduğu sevgilisi de intihar edince düzelemeyeceğini anlamıştım. En başta Toru’nun ona iyi geleceğini ve düzelebileceğini düşünüyorum ama dediğim gibi o kadar çok kişinin onu terk etmesine tanıklık etmiş ki belki de bu yüzden intihar etti. Onun ölümü son bölümde öğreniyoruz ve şok oldum çünkü hiç beklemiyordum.
MİDORİ HAKKINDA: Midori çok ilginç bir karakter ondan uzun bir süre hiç haz alamadım. Hep ilgiye meraklı şımarık bir kız çocuğu gibiydi. Ama Toru’dan birkaç adım atmasını beklediğinde ve trende ona mektup verdiği bölümde ilk defa ona ısındım. Belki de bir kadın olarak anlayabilmiştim çünkü. Özellikle Toru’nun Midori’nin babası için yaptıklarından sonra duygusal şeyler hissedeceğini biliyordum. Bu iki karakter yakın arkadaş olsalar da aralarında hep bir çekim