Öncelikle kitabi kesinlikle cok beğendim buradan baslamak isterim . Olay örgüsü uzerine titizlikle çalışılmış , tarihi olayların didaktikliği yerine göre yerlestirilmiş , ansiklopedi tarzindan uzak , konunun akışina gore düzenlenmisti . Bunu özellikle belirtmek isterim ki kitap sadece bir polisiye roman degil , mitoloji ,tarihi bilgiler , sosyoloji , insan psikolojisi gibi derin konulari ele alan çok katmanli bir eser .Aynı zamanda akıcı ve sürükleyiciydi. (Ahmet Umit 'ten başka bir durum beklenemezdi zaten)
(Kitabi 4 gunde bitirdim 3 yıl once almistim )
Konusu : Yıldız Karasu adındaki Turk asıllı komiserin Almanya'dan Bergama'ya uzanan bir cinayetin binlerce yıla uzanan ipuçlarıyla faili bulma çabasi
----SPOİLERRRR----
Verilmek istenen-sorgulatan alt metinler:
Türklerin Almanya'ya gidıs sebebi
Uyum saglayamamasının nedenleri ve Turk göçmenlerin iki kültür arasındaki sıkışmışlığı
Almanya'nın bir zamanlar iş gücünden faydalandığı Türk göçmenlere şu anki eleştirel politikasi
Osmanlı'nın cehaletinden faydalanan Almanya'nin Zeus Altarı ve tarihi eserleri ele gecirmesi
Dogu Bati arasındaki Berlin duvarının trajedileri ; kopardıği aileleri , aşkları yarim bırakmasi ve terk edilen çoçuğun psikolojisi
ÖZNEL OLARAK EN ETKILENDIĞİM YER
Ama beni en sarsan kısım 5 yaşında terkedilen bir cocugun , "Tanri olmayı secmesi" metaforu . Ve kitapta soyle bahsedilmesi ;
(Basliklar bana aitt)
BABASIZLIĞIN TANRISI : ZEUS OLMAYI SEÇMEK
"O kadar yaralanmıştı ki, kutsal da olsa yeni bir baba istemiyordu. Aksine, babaya ihtiyaç duymayacak kadar güçlü olmak istiyordu. O yüzden Zeus olmayı seçti, çünkü tanrıların babaya ihtiyacı yoktur."
ZEUS OLMAYI SEÇMEK : BABASIZLIĞIN ,TERK EDİLMENİN YIKIMI
"İlginç bir adammış. Babasız çocuklar tanrıya sığınırlar, ama o tanrı olmayı