#morsandıktakiyazılar
Kitap Adı: Güneşi Uyandıralım
Yazar Adı: Jose Mauro De Vasconcelos
Kitap Çeviri: Aydın Emeç
Sayfa Sayısı: 271
Kitap Türü: Roman
Bu kitap Şeker Portakalının devamı niteliğinde.
Önce Şeker Portakal kitabını okuyup sonra bu kitabı okumak Zezenin hayatını anlamak için yerinde olur, deyip devam edelim kitap yorumuna.
Daha önce yazarın Şeker Portakalı adlı kitabını okumuştum ve ister istemez okumuş olduğum bu kitapta aynı tadı aradım. Var mıydı? Vardı da aynı tat değil. Biraz farklıydı. Bu kitapta Zeze daha büyümüş bir şekilde karşınıza çıkıyor.
Tıpkı bizde dendiği gibi, "küçüklerin küçük derdi, büyüklerin ise büyük derdi olur" misali Zezenin hayatında köklü değişiklikler olduğunu okuyorsunuz. Zeze zengin bir aileye evlat verilmiş ama yinede mutlu değildir.
Bu sefer portakal fidanı değil, kendine rehber olarak bir kurbağı seçmiştir ve gelsin boyundan bile büyük hayaller.
Kurbağa onun için burada da bir nevi baba figürünü tamamlayan bir varlık gibi olmuştur.
Zeze burada da yaramazdır, arada mutsuzluğunu okuyorsunuz sayfalarda ama yine de umudu vardır.
Zeze bilindik Zeze demeyeceğim çünkü farklı şeyler öğrenip deneyimliyor ve bizde ona bu yolculukta ister istemez eşlik ediyoruz okudukça.
Keşkelerini okurken sayfalarda acaba böyle olsa daha mı iyi olurdu diye soru sorarken bulabilirsiniz kendinizi
Ben kitabı çok beğendim, okunması için kesinlikle tavsiye ediyorum .
Bu kadar Spoiler yeter, kitaptan birkaç alıntı:
- Ona hiçbir şeyden korkmaması gerektiğini, güçlü bir kişilik sahibi olmayı öğreten sevgili bir kurbağası var artık onun.
- İnsan yüreğinin acımadığı söylenir ama benim yüreğim acıyordu.
-Çünkü ben mutsuz bir çocuğum. Herkes vaktini, yediğim yemeği hak etmediğimi söylemekle geçiriyor.
- Ağlamaya çok mu sığınır olmuştum?
- Senin bilmediğin bir
Güneşi UyandıralımJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202342,9bin okunma
#morsandıktakiyazılar
Kitap Adı: Galateia
Yazar: Madeline Miller
Çeviri: Elif Ersavcı
Sayfa Sayısı: 72
Tür: Trajik Öykü
Bir günde bitirdiğim kitaplardan biri oldu Galateia. Çoğu okur yazara Kirke ile başlarken, ben bilinçli olarak bu kısa metni seçtim. Sanırım yazarın kalemini tanımadan önce, onun anlatım gücünü daha yoğun ve sade bir metinde hissetmek istedim.
Kitaptaki görseller hikâyeye büyük katkı sağlıyor. Metin ve görsel birbirini tamamlıyor; hatta bazı sahnelerde çizimler, sözcüklerin söyleyemediğini fısıldıyor diyebilirim.
Hikâye şu cümle etrafında dönüyor desek yanlış olmaz:
“Ben eskiden taştan yapılmıştım ama bunu söylemedim.”
Esaretine boyun eğmek zorunda kalan bir kadının yaşamı…
Her şeyine müdahale eden bir eş…
Mükemmeli isteyen, sahiplenmeyi hak gören bir heykeltıraş…
Yüzeyde canlanan bir heykelin hikâyesini okuyoruz belki; fakat satır aralarında, insan olmanın ne demek olduğunu sorgulayan bir kadının iç sesi var. Galateia sadece taştan ete kemiğe dönüşmüyor; aynı zamanda bir kadının, gördüğü muameleyle yeniden taşlaşmasını da izliyoruz. Belki de asıl trajedi burada başlıyor.
Bu tür kitapların sonu her zaman merak uyandırır. Spoiler vermeden söyleyebileceğim tek şey: Okuyun.
Altını çizdiklerim:
“Hastayken onun için sağlıklı hâlimden daha kıymetliydim.”
“Bayılmayı akıl ettiğim için ben de biraz mutlu olabilirdim gerçi.”
“Ben eskiden taştım, sırf yürüyerek kendime zarar vermem.”
“Ne kabuk tutmuş bir yarası vardı. Ne tırnaklarının altında kum.”
“Taş hâlim ikimizin sonunu mu getiriyordu?”
Yazar geçmiş ve şimdiki zaman arasında güçlü bir bağ kuruyor. Anlatı kısa ama etkisi uzun sürüyor.
Ve bu da benden olsun:
“İtaat etmeni beklerler ama her şeyi de düşünüp yapmanı da isterler. Asırlar boyu ne çekti bu kadınlar…”
Aylin Özgür
GalateiaMadeline Miller · İthaki Yayınları · 20225bin okunma