"Şöyle düşünelim: Bir padişah sana kıymetli bir hediye gönderse ve bu hediyeyi sana getiren fakir adama fazlasıyla ilgi gösterip, asıl hediyenin sahibini tamamen unutmak ne kadar büyük bir gaflettir. İşte aynı şekilde, görünen zahiri nimet vericileri övüp, gerçek nimet verici olan Allah'ı unutmak, bundan çok daha büyük bir gaflet ve düşüncesizliktir."
Bu çerçevede şükür, yalnızca dil ile ifade edilen bir teşekkür değil; insanın tüm uzuvlarıyla, eylem ve yönelişleriyle ortaya koyduğu bütüncül bir kulluk tavrıdır.
Bazı âlimler şükrü "Şükür, iyilik yapan zata övgüde bulunmaktır" demişlerdir. Kul Allah'ın nimetleri karşılığında "Allah'ım! Verdiğin bu nimetlerden dolayı sana şükürler olsun, sana hamdü sena olsun" dediğinde şükretmiş olur.