Fakat hep karşısına çıkıyordu ehram gibi bir duvar
Ruhunun yarasını dindiren merhemi dermanı aradı Kalbine sükûnet verecek Meryem'i Lokman'ı aradı Fakat hep karşısına çıkıyordu ehram gibi bir duvar
Sayfa 50·Kitabı okuyor
Şiir
Hakikate olmaz mı acep ram Yıllardır beslediğim düşünce? Çıkılmaz dağlardan da mı yüce Hasretlerin tırmandığı ehram?
Teslim olmaktan başka çare yoktu kesin yazgıya
Ruhunun yarasını dindiren merhemi dermanı aradı Kalbine sükunet verecek Meryem'i Lokman'ı aradı Fakat hep karşısına çıkıyordu Ehram gibi bir duvar Anıl yazısı duvarı sfenk yüzündeki esrar O zaman sildi bütün ruhundan zamanı ve mekanı Düşünceyi kuşkuyu umudu olanı olmayana
Yazarından
İlahi hikmet, adeta firavunlara kendi elleriyle kıyamete kadar insanlığa Allah önündeki aczlerinin bir somut tecellisi olsun diye kurumuş, kararmış, kaditleşmiş çıplak vücutlarının mumyalarını hazırlatmıştır. Mumya ve ehram, işte firavunlardan kalan, yani mezar ve çürüyüp unutulmak nimetinden bile mahrum. İnsanlığın önünde zulmün aciz kadavrası olarak duran ölü vücut, işte Tanrılık iddia eden, Allah'la savaşa çıkan firavundan kalan iz.
Ehram
ehrâm ola! (a.i. herem'in c.) : 1. Mısır'da eski zamandan kalma, huni biçimindeki büyük binâlar, piramit. 2. tepeleri ortak bir noktada bulunan, tabanları da herhangi bir poligonun birer kenarından ibâret olan bir takım *üçgenlerden meydana gelmiş şekil. ehrâm-ı gayr-ı muntazam : geo. düzgün olmayan piramit. ehrâm-ı kaim : geo. dik piramit. ehrâm-ı mâil : geo. eğik piramit. ehrâm-ı muntazama : geo. düzgün olan piramit. ehrâm-ı mürabbai : *dörtgen piramit. ehrâm-ı müsellesi : üçgen piramit. ehrâm-ı nâkıs : kesik piramit. ehrâm-ı zü kesirü'l-vücüh : “çokgen piramit.
Sayfa 237 - Aydın Yayınevi