Ruhunun yarasını dindiren merhemi dermanı aradı
Kalbine sükunet verecek Meryem'i Lokman'ı aradı
Fakat hep karşısına çıkıyordu Ehram gibi bir duvar
Anıl yazısı duvarı sfenk yüzündeki esrar
O zaman sildi bütün ruhundan zamanı ve mekanı
Düşünceyi kuşkuyu umudu olanı olmayana
İlahi hikmet, adeta firavunlara kendi elleriyle kıyamete kadar insanlığa Allah önündeki aczlerinin bir somut tecellisi olsun diye kurumuş, kararmış, kaditleşmiş çıplak vücutlarının mumyalarını hazırlatmıştır. Mumya ve ehram, işte firavunlardan kalan, yani mezar ve çürüyüp unutulmak nimetinden bile mahrum. İnsanlığın önünde zulmün aciz kadavrası olarak duran ölü vücut, işte Tanrılık iddia eden, Allah'la savaşa çıkan firavundan kalan iz.
ehrâm ola! (a.i. herem'in c.) : 1. Mısır'da eski zamandan kalma, huni biçimindeki büyük binâlar, piramit. 2. tepeleri ortak bir noktada bulunan, tabanları da herhangi bir poligonun birer kenarından ibâret olan bir takım *üçgenlerden meydana gelmiş şekil.
ehrâm-ı gayr-ı muntazam : geo. düzgün olmayan piramit.
ehrâm-ı kaim : geo. dik piramit.
ehrâm-ı mâil : geo. eğik piramit.
ehrâm-ı muntazama : geo. düzgün olan piramit.
ehrâm-ı mürabbai : *dörtgen piramit.
ehrâm-ı müsellesi : üçgen piramit.
ehrâm-ı nâkıs : kesik piramit.
ehrâm-ı zü kesirü'l-vücüh : “çokgen piramit.