Biz kitaplar gibiyiz.
Çoğu insan sadece kapağımızı görüyor, azınlık sadece girişimizi okuyor, çoğu insan eleştirilere inanıyor.
Çok az kişi içeriğimizi bilecek.
... dün başka bir şeyken yarın başka bir şey olmaya hazırlanan, fakat bugün belirsiz, karmakarışık, o belirsizliği, karmakarışıklığı için şiirle, sevdayla dolu olan bu varlıklara, bütün yolu üstüne tesadüf eden o genç kızlara Ahmet Cemil taparcasına sevmeye benzer, öpmeyi andırır bir olağanüstü sevgi bakışıyla bakardı.
Nedir o sürh u sefid"den sonra"Ah! Başlıyor mu nehar? "sorusunun ifade ettiği bütün yorgunluğu, usancı, gecenin o sona ermesine karşı içinde barındırdığı ümitsizliği, yoksunluk acısını ifade etmek için seste bir alçalma, yılgın ve hasret dolu bir karar sesi isterdi, sonra ufak bir duraklama, güya küçük bir düşunme duraklaması... onun ardından bir ümit parıltısı, bir teselliyle sona eriş:
"Yarın sabaha demek sohbet ey hilâl-i seher..