Janus kitabında insan evriminin bir yerde takıldığını öne süren arthur koestler haklıydı galiba.Hiçbir ana,çocuğunu doğurduğunda onun bir gün öldürülebileceğini düşünmüyordu.Her insan,yaşlanacağını ve hayatını doğal bir ölümle sonlandıracağını sanıyordu ama yüz milyonlarcası başka insanlar tarafından öldürülüyordu. sadece ikinci savaş elli milyon insanın canına mal olmuştu.Hem de dünyanın en uygar yerinde.
Düşünüyorum da, günümüzde yaşayan insanların büyük bir çoğunluğu için , henüz bir insan ömründen bile kısa bir geçmişteki olaylar ne kadar da uzakta kalmış görünüyor. 
Zırhımızdaki çatlaklar bizi zayıf değil,gerçek kılar.Bakış açını değiştir,mercan.Kimse kusursuz,kimse yenilmez değil.Hiçbir yenilgi de bir son deği.yeniden başlayabilirsin.
Bu ülkede her yer kalabalık zaten.Yollar,otobüs durakları,alışveriş merkezleri,sinemalar,lokantalar,meydanlar…Hem kalabalık hem de gürültülü.Koskoca şehirde iki dakika yalnız kalıp,sessizlik içinde başını dinleyebileceğin bir köşe bulamıyorsun.
“Neden bu kadar zor?”diye mırıldandım gözlerim kapalıyken.
“İnsan gibi yaşamaya çalışmak neden bu kadar zor?Niye bu kadar kötü insan yaşıyor bu dünyada?”