Nisade Masal

Nisade Masal
@Nisadem
Bilirim o yok sayılmanın derin sancısını, Ruhun o sessiz, kimsesiz ve sağır acısını. Beni görmeyen körleşmiş kalplere inat; Çatlamış toprağıma tohum ekecek hayat..
Hastaneye giderken yolda aynı taksiye el atmıştık. İkimizin yolu da aynıydı yani o an için öyleymiş. İkimizin de yakınlarımıza refakat ederken arada nefes almak için çıktığımız hastane bahçesi muhabbetleri daha derinleşiyordu. Hastalarımız iyileşti, biz telefonla görüşüyor çoğunlukla vardiyalı çalışması sebebiyle ona ulaşamıyordum.İzin günümde konuşuruz, yürürüz.. Sürekli bu sözler ve tesadüfen öğrendiğim geçen izin günleri. Zamanla soğukluğunu fatketsem de onun hor görülmüş, kırgın çocuk kalbine kıyamıyor onu hep onda gördüğüm güzelliklerle, güzel hitabetlerimle mutlu etmek istiyordum. Ama o bende kavuştuğu özgüveniyle git gide azalan yalanlarla dolu mesajlardan sonra yazdıklarıma da cevap vermez olmuştu. O kadar an paylaşmamıştık da aslında neydi beni ona bu kadar bağlayıp acı çektiren? Acı çekmek pahasına hayatında kalmak için direndiren, o iyi olsun diye çabalarıma sebep neydi?. Acım küllenmeye başladıkça manzarayı uzaktan izlemeye başlayınca farkettim. Ortak yaşanılan acılar, aslında kendi sebeplerimizden dolayı aynı ortamı "mecburen" paylaşsak da kötü günde yanyana oluşumuz, ona bakınca elinden oyuncağı alınan, kalbi kırılan o masum çocuğu görüyor olmamdı.. Şimdi ise beni yolda bırakıp sardığım yaralarıyla kendi yoluna gidiyor... İçimdeki acıları kelimelere dökmek değil, sökmek istiyorum. Kalbime ait olmayan kişilerin de hislerin de bende yeri olmamalı. Yolumu henüz bulamadım yürüyorum acelem yok.. Yürüdüğüm yerlerde önceden farketmediğim öyle küçük mucizeler olduğuna şahit oldum ki.. Yaralı ruhuma merhem oldu.. Küçücük gövdesiyle taşların arasından çıkan bir papatya mesela ya da o karıncaların birbirlerine aklı olan insanlara inat yardım için organize oluşları. Bunları görebilmenin huzuruyla mutluyum..Artık yoldaşım bana gönderilen bu nimetleri ve ardındaki
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Acının Gölgesinde..
Hayatın içinden sessiz bir haykırıştı ondan işittiklerim. O anlattıkça nefesim kesiliyordu; o naif yürek bunca acıya nasıl dayanmıştı? Kelimeler zamana tutsaklığını bırakarak döküldü ağzından. Benim dinlerken bile kendimi kör kuyuda hissettiğim, onunsa içine çekildiği o dipsiz girdap... Bir kadının bedenine değil tüm hayatına yapılan bir istismar bu, adını bile yazmaya kalem utanıyor, koruyamadık seni çiçeğim affet... Yaşananlar bir kerede bitip silinmiyor; en ufak bir haber, bir dokunuş veya küçük bir detayda o acı ve korku yeniden filizleniyor. Bu süreç sadece zihinle veya ruhla da bitmiyor. Şokun etkisinde kaskatı kesilen, felç inmiş gibi hareketsiz kilitlenen beden ve kapanan algılar; acı eşiğini aşan her stres, korku veya baskı anında yeniden kilitleniyor. Raporlarda "katapleksi" yazıyor ama kimse gözlerine bakıp sebebini anlamaya çalışmıyor; "stres" deyip geçiyorlar. İnsan kendisi için olsa "Kaybedecek neyim var?" der, davasının arkasında durur. Ama gücü de kendisi de karanlık olanlar; insanı en sevdikleriyle, ailesiyle ve hayatıyla tehdit ederek o kirli varlıklarıyla dünyasını kirletmeye devam ederler. Yeter ki gölgeleri üzerinden çekilsin, ailesine dokunmasınlar diye o olayı zihninden onlarca teknikle silmeye çabalarsın. Lakin zihinden silinen, ruhtan silinmiyor...
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
Kırık Dizeler
Tekerrür eden bir dizeyim şimdi.. Faili meçhullerin benim tek adresi, Kimin hataları bu sırtıma yüklenen Yargısız infaz ile hüküm giydirilen . Fedakarlık denizi kurudu bir kalemde, Adım "kusurlu" kaldı bu vefasız alemde Su bulanık dediler, zanlı ilan ettiler, On iyiliğin tahtını bir hatama verdiler. Kalpleri mühürlenmiş, dil iftira eder. Sükûtuma atılan gül yerine dikenler, Karanlığa itilmiş o körleşmiş kalpleri Aynalarda karanlık bir gölgedir özleri. Kaderin de mi benmişim sorumlusu Hep eğrisi benken, sizsiniz en doğrusu İnsan kendini bilince ne boştur etiket, Değmeyene inanmak ruhumuza ihanet.