Kitap, alışılagelmiş bir baba-oğul dramının ötesinde, nostaljik bir yas veya geç kalmış bir şefkat arayışı yok.Louis, babasının kendisinden utandığını ve kimliğini reddettiğini saklamadan, tüm çıplaklığıyla anlatmış.Bu sessiz reddediş, sevginin yokluğunun ne kadar yıkıcı olabileceğini okura hissettiren en can acıtıcı şey. “Babamı kim öldürdü?" sorusu mecazi bir sitem değil, doğrudan politikacılara ve alınan kararlara yönelik bir suçlama. Yazarın dili oldukça sade olmasına rağmen sarsıcı derecede dürüst. Beğendim, tavsiye ediyorum.