Maviş

Maviş
@NiyeBoyleOlduOzo
118 okur puanı
Temmuz 2023 tarihinde katıldı
Reklam
Puan vermedi·174 syf.·
2026 2. kitabı
Yazın Ankara’da görüp ilgimi çeken ama çok pahalı bulduğum için almadığım ve pdf’ten okumaya karar verdiğim, totalde üç defa başladığım sonunu hep ‘kesin böyle bitecek, böyle bitiyorsa harika bir kitaptır’ diye tahmin etmeye çalıştığım ama bir türlü sonunu getiremediğim bu kitabın sonu hiç tahmin ettiğim gibi bitmedi ve bu yüzden müthiş hayal kırıklığı yaşıyorum şu an. Ana karakter önceki kiracısı intihar etmiş bir daireyi kiralamak istiyor. Önceki kiracının akıbetini öğrenmek için hastaneye gidiyor yaşama ihtimali var mı dairesine geri dönebilir mi derken kadın ölüyor neticede. Karakterimiz daireye yerleşiyor ama yerleştiği günden itibaren komşular en ufak bir tıkırtıda bile kapıya geliyor, duvar yumrukluyor, imza topluyor vs vs adamın hayatı tepeden tırnağa korku ve tedirginlikle geçmeye başlıyor. Korktuğu için arkadaşları sürekli dalga geçiyor bu sebepten arkadaşlarından da uzaklaşıyor. Hep buraya kadar geldim ve kitabın sonunu bu korkunun ve tedirginliğin ana karakteri de intihara sürükleyeceğini tahmin ettim. Bu şekilde düşünüldüğünde harika bir psikolojik roman çünkü çok gerçek. Çok hayattan. Ama maalesef kitap başladığı yerde bitiyor. Trelkovsky romanın başında eski kiracıyı ziyarete hastaneye gidiyor orada biraz oturuyor ve kadının bir arkadaşıyla tanışıyor-Stella-. Ölüp ölmeyeceğiyle ilgili bilgi almaya çalışıyor. Kitabın sonunda ise hastanede kendisi yatıyor aynen eski kiracı gibi, hemşirelerin kendisinden kadın diye bahsettiklerini duyuyor ve baş ucunda kendisi ve Stella var. Yani şimdi apartmanda yaşanan tuhaflıklar, yaşadığı onca şey hep yalan mıydı? Değilse apartmandakilerin bunu yapmalarındaki sebep neydi? Bu bir şizofren hikayesi miydi? Ben neden bir kitabı bitirdikten sonra otuz beş tane soruya cevap aramak zorundayım? Zaten kafamı toplayıp
KiracıRoland Topor · Norgunk Yayıncılık · 2021355 okunma
8/10
·140 syf.·
2026 1. kitabı
Instagram keşfetim tiyatro uyarlamasının reklamlarıyla dolup taştığı ve ben de bir defa bilet almış bulunduğum için dedim oyunu görmeden kitabını okuyayım. Elimdeki kitap sahafın deposundan ucu tahminen farelerce kemirildiği ve muhtemelen de bu yüzden satılmayacağı için alma hakkı bulduğum bir basım. Çok fazla imla hatasına maruz kalınca mecburen pdf’ten bitirdim kitabı. Uzun zaman önce Demirkubuz’un sinema uyarlamasından az biraz biliyorum içeriği ama kitap filmde -hatırladığım kadarıyla- tamamen işlenmiş değil. Engin Günaydın’ın attığı o meşhur tirat kısmı var ama o bile kitapla birebir aynı değil. Okuduğum diğer kitaplarına kıyasla çok daha ince olmasına rağmen Yeraltından Notlar benim kafamı çok daha fazla konuyla meşgul etti. Okul yıllarında arkadaşları tarafından maruz kaldığı zorbalık, bunun sonucu olarak aşağılık kompleksine tutulma hali, dışarıda ezilince içeride gücünü göstermeye kalkması, önce bundan zevk alması sonra mide bulantısı… durup çevremdeki insanlara tekrar farklı bir gözle bakma ihtiyacı duydum. Bir süredir insanların hayatına yön veren duygular üzerine düşünüyordum ve kendimde bunun için en belirgin duygunun korku olduğuna da karar vermiştim. Tabii ki herkeste farklı farklıdır bu durum fakat yaşadığımız, hissettiğimiz bütün şeylerden iyi bir sonuç çıkarabilme kudretindeyiz de aynı zamanda. Yine bu da bir tercih meselesi tabii. Ama insanlık onurunun kırılmasının insan ruhunda yarattığı yıkım iyi hiçbir şeye sebep olmuyor. Bütün sonuçlar çürük. Onarılması da imkansızmış gibi geliyor bana. Zorbalığa uğrarsın, onurun bir kere kırılır ve ya pısırık birine dönüşür ve silikleşirsin ya da aşağılık kompleksli, nefret dolu bir antipatiğe dönüşürsün. Karakterin onu inciten insanlara ders vermek için günlerce konuşmalar hazırlaması, erken mi gitse geç mi
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,3bin okunma
1/10
·172 syf.·
2025 12. kitabı
Odaklanma problemi yaşadığım şu günlerde, uzun bir aradan ve yarım bıraktığım otuz beş kitaptan sonra başlayıp adam akıllı bitirdiğim ilk kitap bu şeref yoksunu, haysiyetsiz schopenhauer’a ait olduğu için o kadar canım sıkkın ki… Şahsın okuduğum ilk ve son kitabı oldu. Bir kere zaten felsefe kitaplarına evvelden önyargılıyım. Zaten kendimi zorladığım bir tür. Üstüne para verip aldığım kitap kadın nefretiyle dolup taşıyor. Adam dünyanın ıstırabı üzerine diye bir kitap yazmış ve kadınlar üzerine diye de ayrı bir başlık atıp kadınlara kin kusmuş. O bölüme kadar sıkıntı yok dümdüz okudum. O bölümü ama böyle gözlerimi fal taşı gibi açarak okudum çünkü bu adam tonla insanı etkilemiş bu kafayla. Kitabı bitirdikten sonra siteye girip yapılan incelemelere baktım kadın okuyucular neler yazmış acaba diye bir de orada şoka girdim. Ya kız kardeşlerim kurban olayım bu kadar naif olmayın, hala o bölüm biraz sertti, yok sığ bir düşünce bilmem ne… Kitap biter bitmez google’a schopenhauer’in annesi kimdir diye yazdım çünkü hiç sekmez. Bu kadar nefretin tek bir açıklaması olabilir. Mommy issues aynen. Bunun baba yaşlı anne genç. Baba öldükten sonra annenin çevresi genişliyor biraz. Genç yaşta yolları ayrılıyor anneyle. Mektuplaşmalar falan oluyor ama orta yolu bulamıyorlar bi türlü. Ama kardeşim senin anan seni sevmedi seni sahiplenmedi diye ben neden aşağılık cinsiyet oluyorum hayvanın oğlu? Yememiş içmemiş düşünmüşsün, üşenmemiş yazmış kitap çıkarmışsın annene duyduğun nefreti neden bütün kadınlara genelliyorsun dana. Yani bazen twitter’da çat pat düşüyor önüme var böyle tipler, bir tek onların severek okuyacağı bir kitaptır bu. Daha öteye gitmez. Ama ola ki okumak isteyen benim gibi sazanlar vardır diye o bölümden bir iki bir şey ekliyorum incelemeye hala okumak isteyen varsa
Dünyanın Istırabı ÜzerineArthur Schopenhauer · Kafka Yayınevi · 2018373 okunma