... yani aslında gözlerin kendi başına hiçbir ifadesi yoktur, oyulup çıkarıldıklarında bile oracıkta öyle hareketsiz kalan iki bilyedir onlar, çeşit çeşit görsel belagat ve retorikleri üstlenmekle asıl görevli olanlar göz kapakları, kirpikler ile kaşlardır, buna rağmen şöhrete kavuşan gözler olmuştur...
Sayfa 241 - Kırmızı Kedi Yayınevi 39.Basım·Kitabı okudu
Ruhlar Evi…
The House of the Spirits…
Isabel Allende’nin ilk romanı.
Anneanne, anne ve torun üçlemesi üzerinde bir ülkenin tarihine, gerçekliklerine, yaşanmışlıklarına tanıklık ettiğimiz bir roman.
Kitabın kurgusu her ne kadar üç kuşak kadının; Clara, Blanca ve Alba’nın hikayesi olsa da bir Esteban Trueba gerçekliği var.
Clara’nın eşi, Blanca’nın babası, Alba’nın dedesi…
Kültürümüz ve coğrafyamızdan çok benzerlikler bulduğum ve öfkelenmekten kendimi alamadığım Esteban karakterini kitap bittiğinde nasıl oldu da böylesine sevdim, sevebildim hala anlayabilmiş değilim.
Ruhlar Evi’nde; kapitalizm ve Amerikan Emperyalizmine karşı politik kaygılar taşıyan söylemlerle Latin Amerika insanının sorunları gerçek ve gerçeküstü olanların mükemmel uyumu içerisinde işlenir. Tam da bu nedenle “Büyülü Gerçekçilik” Latin Amerikalıdır. Bu kıtaya, bu kıtanın insanına ve sanatına çok yakışır.
Ruhlarla konuşan, telepatik yetenekleri ile eşyaları yerinden oynatabilen Clara’nın etkisi sizi sarıp sarmalamış ve onun büyüsünden çıkamazken bir anda kendinizi Esteban Trueba’nın öfke nöbetleri ve torunu Alba’nın yaşadıklarının tüm gerçekliği içerisinde bulabilirsiniz.
Kurgu içerisinde bir an gelir, “zaman” belirsizleşir. Düz çizgisel bir zaman algısı yoktur. Daha çok çevrimsel bir zaman algısı hakimdir.
Alba’nın dediği gibi hepimiz, “geçmiş, bugün, gelecek” masalına inanırız, oysa belki aslında her şey eşzamanlıdır, bütün çağların ruhları boşlukta birbirine karışır…
Kitabın film uyarlaması da var. Hayranı olduğum Meryl Streep ise Clara rolünde…
Çok severek okudum ve çok severek izledim…
03/07/2023
Nilgün Er Al
Ruhlar EviIsabel Allende · Can Yayınları · 20221,610 okunma