Freud’un “id” kavramıyla Karamazov Kardeşler’deki şeytan figürü arasında önemli paralellikler var. Freud’a göre “id”, insanın en ilkel, dürtüsel, mantık dışı yanıdır; haz ilkesiyle çalışır ve ahlaki değerlerden bağımsızdır. Ivan’ın zihninde ortaya çıkan şeytan da tam olarak bu dürtüsel, bastırılmış tarafın sembolüdür. Birincisi, şeytan sürekli Ivan’ın bastırmaya çalıştığı suçluluk ve cinayet düşüncelerini yüzüne vurur; tıpkı “id”in bilinçdışında saklanan istekleri aniden yüzeye çıkarması gibi. İkincisi, şeytan mantıklı tartışmalardan çok iğneleyici, alaycı, hatta anlamsız görünen sözler kullanır; bu, “id”in mantıkla değil dürtüyle hareket etmesine benzer. Üçüncüsü, şeytanın varlığı tamamen Ivan’ın zihninde üretilmiştir, yani gerçek dünyada bağımsız bir varlığı yoktur; bu, “id”in bilinçdışı bir yapı olmasıyla örtüşür. Son olarak, şeytan Ivan’ı ahlaki değerlerden uzaklaştırıp kendi içgüdülerine kulak vermeye iter; bu da “id”in, süperego (ahlak) ile ego (mantık) arasındaki çatışmada karanlık tarafı temsil etmesiyle paraleldir. Dostoyevski’nin bu sahnede yarattığı figür, aslında Freud’un teorisini neredeyse edebi bir şekilde canlandırır.