Nefes alabileceğim bir yere gidiyorum.
İnsanların bencillikleriyle, asalakça yaşayışlarıyla ve ucuz hayat tasavvurlarıyla uğraşmak zorunda kalmayacağım; konuşurken her kelimeyi defalarca tartmak durumunda hissetmeyeceğim; yanlış anlaşılma ya da anlaşılmama kaygısı taşımayacağım bir yer.
İnsan türünün kibrine karşı somut bir mide bulantısı duymadığım; kendilerini yüceltmek, kendi lehlerine olan her şeyi tahkim etmek ve varlıklarını başkalarına karşı görünür kılabilmek, varlıklarını meşrulaştırabilmek adına kendilerini tüketircesine çabalayan sayısız sömürücü organizmanın, parazitin bulunmadığı bir yere.
Memleket.
Derin bir nefes.