Kaçırdığım şey, insan olmanın ta kendisi. Bir başkasının gözlerini ve yüzünü dikkatle izlemeyi kaçırdım. Gözlerinde dolaşan bulutları, yüzünün bazı kelimelerde seyirmesini kaçırdım. Kelimelerin aldıkları vurgu ile Yeni anlamlara bürünmesini kaçırdım. O an orada olamamakla, hayatı kaçırdım. Bir daha geri gelmeyecek o anı, sonsuza dek yitirdim. O sohbet, o gülüş, o istiğrak hali geri dönmeyecek. Ben hayal yutmuş zombiler gibi hiçbir yerde olamamanın çölünde deveran edeceğim. Yurtsuz bir hayalet gibi.
Sessizlikle iyileştirilmesi gereken anlar vardır. Bazı anlar sadece susuşla onarılabilir; sadece susmak o andaki çaresizliği, dehşeti ve öfkeyi giderebilir. Sev ya da sus. Seviyorsan, sus.
Her aşk, sonsuza dek sürme istidadı taşıyor. Severken aklımıza ayrılık gelmiyor. Ayrılığı sevdaya dahil etmiyoruz. Tıpkı yaşarken ölümü düşünmek istemediğimiz gibi. Şeylerin zeval bulması, yokluğa karışması, ağzımızın tadını bozuyor. Hep bir yenileniş duygusuyla, sil baştan yaşamak istiyoruz hayatı. Verilmiş her anı, bir armağana kavuşur gibi sevinçle tatmak istiyoruz.