"Ben suslu konusmam Emma," diye devam etti az sonra inandirici bir samimiyet, kararlilik ve sevecenlik icinde. "Seni daha az sevseydim daha cok konusabilirdim. Ama ne oldugunu biliyorsun. Benden sadece gercegi duyarsin. Seni sucladim, sana ders verdim, sen de buna İngiltere'deki hicbir kadinin katlanamayacagi gibi katlandin. Onlara katlandigin gibi simdi sana soyleyecegim gerceklere de katlan sevgili Emma. Soyleme tarzim pek cazibeli olmayabilir. Tanri biliyor ya, ask konusunda hep kayitsiz kaldim. Ama sen beni anliyorsun. Evet, bak, sen duygularimi anliyorsun ve elinden gelse duygularima karsilik verirsin. Su an sadece sesini duymak, bir kez olsun duymak istiyorum."
"Bana neden kiskandigimi sormuyorsun. Merak etmemeye kararlisin galiba. Akillisin, ama ben akilli olamiyorum. Emma, sana sormadigin seyi soyleyecegim, hem de pisman olmayi goze alarak."
O birkac dakika kendi kalbini anlamasina yetti. Akli bir kez kuskuya kapilinca hizla ilerledi. Butun gercegi gordu, gordugunu kabul etti. Harriet'in Frank Churchill'dense Mr. Knightley'ye asik olmasi neden cok daha kotuydu? Harriet'in karsilik buldugunu soylemesi niye duydugu endiseyi korkunc derecede arttiriyordu? Aklinda cakip gecti ok hiziyla, Mr. Knightley ondan, Emma'dan baska kimseyle evlenemezdi.