Cinslerden birinin arzusunun niteliği kısa, güçlü ve şiddetli, ileri doğru atılmalar şeklindedir; kadınınki uzun süreli, yaygın ve kalıcı bir arzudur. Kadın, erkeğin istediklerine ek olarak, aşk nesnesiyle yalnızca uzun saatler geçirmek değil, onunla hep birlikte olmak ister. Kadının fantezisi her yerde, erkek briç oynarken ya da müşterilerle toplantıdayken de onunla birliktedir, oysa erkeğin hayal gücü ancak bazı durumlarda kadının imajını çağırır.
Freud’un öğrencilerinden, mirasçılarından birinin aşk, sevgi ve 2. bölümde de mazoşizm üzerine analizlerini yazdığı, doyurucu bir kitap. Freud’u iyi tanımadan; otoerotizm, narsisizm ve libido için görüşlerini bilmeden okunması hem zor hem de anlamsız olacaktır. Dönemine göre yaratıcı ve çok da cesur düşünceler içeriyor.
Mazoşizmin ruhsal ve kültürel arka planının psikanalizini içeren 2. bölümün anlaşılması ve sindirilmesi daha zor, bu kısım için de Karen Horney, Wilhelm Reich gibi psikanalistleri iyi tanıyor olmak faydalı olacaktır. Genel anlamda insana farklı bir bakış açısı katan, sorgulatan, değerli bir kitap. Altyapının sağlam olması şartıyla, meraklısı için keyif verici olacaktır.
Duyguların mazerete gereksinimi yoktur. “Öldürmeyeceksin,” emrini vermek mümkündür, ama “Canın öldürmek istemeyecek,” emrini vermek olanaksızdır. Duygular emir tanımaz.
Bir erkeğin onu sevdiğini anladığında çoğu kadının kaygısı artar, çünkü o zaman şu soru ortaya çıkar: Acaba beni gerçekten tanıdığında da beni sevecek mi?