Herkes ölünce ardında bir şeyler bırakmalı, derdi dedem. Bir çocuk , bir kitap, bir tablo, inşa edilmiş bir ev veya duvar, yapılmış bir çift ayakkabı. Veya ekilmiş bir bahçe. Elinin bir sekilde dokunduğu bir şey, öldüğünde ruhunun gideceği bir yer olsun diye; böylece insanlar ektigin o ağaca veya çiçeğe baktığında sen orada olursun.
Ben gidişatı çok önceden gördüm. Bir şey demedim. 'Suçlulari' kimsenin dinlemediği zamanlarda konuşup onları ifşa edebilecek masumlardan biriydim ama konuşmadım ve dolayısıyla ben de suçlu oldum.