İnsan bir bukalemundur; doğası gereği bulunduğu yerin rengini alır. Çevresindeki etkiler onun tercihlerini, kaçındığı şeyleri, politikasını, beğenilerini, ahlakını, dinini yaratır. Bunların hiçbirini kendisi için yaratmaz; ancak öyle yaptığını zanneder.
Bir insanı harekete geçiren tek bir dürtü vardır o da kendi iç ferahlığını güvence altına alma zorunluluğudur. Sevgi, nefret, hayırseverlik,
intikam, insaniyet, bağışlayıcılık gibi meseleler bu yegane güdünün farklı sonuçlarıdır; kendi onayını güvence altına alma zorunluluğudur.