Orçun Serhat Güngör

Orçun Serhat Güngör
@Notr_adamin_kamburu
Kendi çapında koleksiyoner, sosyal antropolog, kitapçı...
İster politik, ister eğitici, isterse kültürel içerikli olsun, haberlerin niyeti “anlamlar” ileterek kitleleri anlamın egemenliği altında tutmaktır. Bir başka deyişle , kendini haberin sürekli olarak ahlaksallaştırılması zorunluluğu biçiminde dışa vuran “anlam üretimi” zorunluluğu. Daha iyi haber verebilmek için, daha iyi toplumsallaştırmak için, kitlelerin kültürel düzeylerini yükseltmeye çalışmak için vb vb… Hepsi palavra. Çünkü kitleler bu akılcı iletişim zorlamasına, insanı aptallaştıracak bir biçimde karşı koymaktadırlar. Onlar anlam yerine gösteri istemektedirler. Gösterge isteyen insanlara mesaj verilmeye çalışılmaktadır. Oysa onlar içinde bir gösteri olması koşuluyla tüm içeriklere tapmaktadırlar. (…) Burada söz konusu edilen şeyin bir yutturmaca olmadığını bir kez daha belirtelim. Çünkü söz konusu olan şey, kitlelerin istekleridir. Anında ve olumlu bir şekilde oluşturdukları stratejidir —yani kültürün, bilginin, gücün, toplumsalın emilip yok edilmesi. (…) Klaus Croissant adlı avukatın Fransa’dan sınır dışı edildiği gece; Fransa’nın Dünya Kupası’na katılmak için oynadığı eleme maçını naklen yayımlayan televizyon örneğini alabiliriz. “Santé” Hapishanesi’nin önünde gösteri yapan birkaç yüz kişi, Gece yarısı koşuşan bir avukat ve geceyi ekran başında geçiren yirmi milyon insan. Fransa kazandığında atılan sevinç çığlıkları. Aydın beyinlerin bu aptallaştırıcı vurdumduymazlık karşısında duydukları utanç ve şaşkınlık…
Sayfa 17·Kitabı okudu
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Puan vermedi·86 syf.·
2020 157. kitabı
ÇAMURLU YOL Günlerden bir gün sağanak yağmur devam ederken Tanzan'la Ekido çamurlu bir yolda gidiyormuş. Tam dönemecin birine yaklaşıyorlarmış ki, üstünde ipek kimonosu, elinde ipek çantasıyla karşıdan karşıya geçmeye çalışan güzel bir kıza rastlamışlar. Tanzan hemen ''Gel bakalım,'' diye atılarak kızı kollarından tutup kaldırmış ve çamurun üstünden karşıya taşımış. Ekido gece olup da kalacakları manastıra gelene dek bir daha hiç konuşmamış. Sonunda kendini daha fazla tutamayarak Tanzan'a şöyle demiş: ''Keşişler kızlardan uzar durur, özellikle de genç, güzel olanlardan. Tehlikelidir onlar. Neden öyle bir şey yaptın ki?'' ''Kızı orada bıraktım,'' diye yanıtlamış Tanzan. ''Sense onu hala sırtında taşıyorsun.''
Sayfa 35·Kitabı okudu