'Dünya işlerine çok takılmayalım, çünkü hayatlarımız sis gibi yitip gider, günlerimiz gölge gibi kaybolur' der ama dikkatle izlerseniz, hayatın eteklerine nasıl yapıştığını, günün artık geri gelmemesine üzüldüğünü, bugünün geçiciliğinden kaygılandığını ve yarının gelişinden korktuğunu görürsünüz.
"İnsanı mutsuz kılan öğretiler ve öğrenimler boştur, temelsizdir; onu umutsuzluğa, kedere ve mutsuzluğa götüren duygular da aldatıcı duygulardır. Çünkü insanın ödevi yeryüzünde mutlu olmaktır, mutluluğun yollarını tanımak ve nerede olursa olsun mutluluğun öğretisini yaymaktır..."
Bir kötülüğe, yasa maskesi altında, daha büyük bir kötülükle mi karşılık verilmeli? Ahlak adına, bir kötülükle daha genel bir kötülük yaparak mı savaşmalı? Bir cinayete karşı, daha da kötü bir cinayet işleyerek, hem de bunun adalet olduğunu ileri sürerek mi mücadele etmek gerekir?
Çünkü insanlar sadece zulme ve haksızlığa başkaldıracak kadar yüce ruhlu olanları kovarlar aralarından; hem, sürgünü kulluğa tercih edemeyen kişi, özgürlüğün hakları ve sorumluluklarıyla birlikte anlaşıldığı ölçüde, özgür değildir.