Zuzu

Zuzu
@Novelthief
Öğretmen
85 okur puanı
Haziran 2023 tarihinde katıldı
Puan vermedi·392 syf.··
2025 4. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2025 01:10
Peyami Safa’nın kalemine bayıldığımı söylemem gerek, fakat okuduğum kitapları arasında en çarpıcı bulduğum kesinlikle Yalnızız oldu. Normalde inceleme yazmaya üşensem de, bu nadide kitabın benim nazarımdan çıkmış birkaç cümleyle değerine değer katmayacağını bilsem de birkaç cümle kurmak istedim. Roman, Samim’in yalnızlığı ve iç hesaplaşmaları üzerinden ilerliyor ama aslında sadece onun değil, hepimizin içinde bir yerlerde saklanan o derin boşluğu da gözler önüne seriyor. Olaylar, çirkin bir yanlış anlaşılmayla başlayıp kasvetli bir atmosferin içinde bambaşka bir duruma evriliyor. Toplumun ikiyüzlülüğü, modernleşme ve gelenek arasında sıkışıp kalmış insan ruhu, idealler ve gerçekler arasındaki çatışmalar... Hepsi çok güçlü bir şekilde işlenmiş. Karakterler kendi içlerinde tutarlı ve bize oldukça zengin bir iç dünya sunuyorlar. Her birinin kendi ihtiraslarını, zaaflarını görebiliyoruz. Samim ne kadar hassas bir ruhsa, kardeşi Besim’in dünyevi hırslarının etkisinde ne kadar çok kaldığını da görüyoruz. Zeytine olan sevgisi konusunda ortak bir noktamız olsa da, aynı evin içinde bu kadar zıt kişiliklerin bir arada olması, aslında ne kadar da tanıdık değil mi? Hepimiz aynı havayı soluyor, benzer hayatları yaşıyor ama iç dünyalarımızda bambaşka savaşlar veriyoruz. İşte Peyami Safa bunu da çok güzel yansıtmış. Samim’in ruhundaki incelik, sözleri, düşünceleri inanılmazdı. Meral, Samim’den bahsederken onun ruhunu gördüğünü söylüyor ve Meral’i bu kadar iyi tanımasının onu korkuttuğundan bahsediyordu. Samim’in derinliğini fark ettikçe, kendini daha fazla sorguluyor ve onun yalnızlığını daha derinlemesine hissediyor. Samim’in içsel dünyasında gezindikçe, kendi yalnızlığının da farkına varıyor. Samim’in karamsarlığı, Meral için bir keşif olsa da bazen onu korkutuyor. Meral,
1000Kitap
YalnızızPeyami Safa · Alkım Kitabevi · 200927,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·152 syf.··
2023 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2023 01:00
Selamlar! Edebiyatımızın ilk kadın öğretmen karakteri olan Refet’in de, bu kitabın da yeri bende hep özel olarak kalacak. Hem bir öğretmen adayı olarak hem de bu vatanın bir genç kızı olarak. Bu aralar zaten hem okuduğum hem izlediğim şeylerde hep gelecekteki mesleğime dair bir şeyler görüyorum, herhalde çok hevesli olduğum için bilemiyorum... Kitap incelemesine geçmeden önce biraz yazar Fatma Aliye hakkında bir şeyler söylemek istiyorum. Kitabın sunuş bölümünde Fatma Aliye hakkında okuduklarım beni ziyadesiyle etkiledi. Kendisinden ‘’Sayısı henüz çoğalmaya başlayan münevver Türk kadınlarının en değerlilerinden biriydi. Çünkü Fatma Aliye peçenin Türk kadın yüzünü karanlıklarda bıraktığı bir devirde bilgi güneşinden nur alarak aydın yaşamış bir çehreydi.’’ Olarak bahsedilmektedir. Edebiyatımızın ilk kadın romancısı olsa da pek çok kişinin tanımadığını düşünüyorum. Türk kadınının isterse ne derece başarılı olabileceğini, kızlarımızın özgürleşmesi ve güçlenmesinin ne derece önemli olduğunu samimi bir anlatımla bizlere sunmuş. Okurken her yerinde karakterle aynı hislere kapıldım, aynı umutsuzluğu sanki yanlarındaymış gibi hissettim ve tekrar onlarla birlikte ayağa kalktım. Ben bu kitabı güzel imkanlar içerisinde okudum, yazıldığı dönemdeki sefalet ve toplumun anlayışını düşündüğümüz vakit dönemin kadınları için ne büyük umut filizleri yeşertmiştir kim bilir... Konu itibariyle Çalıkuşu romanına ilham olduğu söyleniyor, açıkçası ben de bu kanıdayım. Ama Refet’in çok daha talihsiz olduğunu söylemek mümkün. Ve kitabın hemen hemen her yerinde bu gerçek içimi sızlattı. Fakat Refet yaşadığı tüm bu talihsizliklere rağmen gururunu çiğnetmeden, hayallerinden vazgeçmeden öyle dimdik durdu ki hayran kaldım... Çalıkuşu romanındaki Feride ile ayrıldıkları en önemli noktalardan biri
RefetFatma Aliye Hanım · İş Bankası Kültür Yayınları · 20187,3bin okunma
Mükemmel...
Puan vermedi·160 syf.··
2023 1. kitabı
Merhaba! Öncelikle Türk Edebiyatı Klasiklerine bayıldığımı söyleyerek başlamak istiyorum. Kullanılan dilin nahifliği, günümüzdeki birçok romanın aksine zorlamaya başvurmadan bıraktıkları etki başlıca sebepleri sanırım.. Salon Köşelerinde, Safveti Ziya’nın okuduğum ilk kitabı ve girişten de anlaşılacağı üzere oldukça beğendim. Kitabımız; kendini yetiştirmiş bir Türk genci olan Şekip Bey’in İstanbul’da yaşamını sürdürmekte olan seçkin Fransız ve İngiliz aileleriyle münasebetini anlatıyor. Katıldığı davetleri ve baloları, onlarla aralarında geçen diyalogları görmekteyiz. Ta ki Şekip Bey gönlünü bir İngiliz kızı olan Lydia’ya kaptırana kadar... Burdan sonrasıysa Şekip Bey’in kendi iç mücadeleleri, Lydia’nın göstermeye çekinip hırçınlığıyla gizlemeye çalıştığı aşkıyla harmanlanarak bizi büyülü bir hikayeye sürüklüyor. Yazarın kaleminden öyle bir doğallıkla süzülmüş ki okuyucu hiç sıkmıyor, yormuyor. Aksine o hislerin sahiciliğini hissediyorsunuz. Dönemin özelliklerini yansıtması açısından da karakterin kendi içinde yaşadığı çelişkiler biraz daha belirgin olabilirdi diye düşünüyorum. Yer yer bahsedilen milliyetçiliği biraz daha hissetmek isterdim... Ama yine de şans verilebilecek bir kitap. Yer yer doğu batı çatışmasına şahit olduğumuz, aşk romanı sevmeyenlerin bile kendini kaptıracağı hoş betimlemeleri olan bu kitabı herkese tavsiye ederim. Safveti ZiyaSafveti Ziya Salon KöşelerindeSalon Köşelerinde
Salon KöşelerindeSafveti Ziya · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,561 okunma