Alma gözlerini benden; ne olur, bak, kuşlar
şarkımızı söylüyor. Hiç değişmemiş
yüzündeki mimikler, hele o yüzündeki sessiz hikâye.
Siyah saçların ve ellerin… evet, o eller
tutmaya kıyamadığım. O kadar yakındım ki
sana bu gece; içimde belirsiz bir fırtına
savuruyor beni her bir yana. O gözler ki
gülmeyi unutmuş, sevgiye hasret.
Ah, bir mucize olsa da Nuh’un gemisine
seni de alıp gitsem, uzaklara… ta uzaklara
götürebilsem. Hani baharın hep olduğu,
kışın hiç olmadığı uzaklara.
Kıyamam saçlarına; seni ben esen
rüzgârlardan kıskanırım. Sakınırım seni
gecenin karanlığından. Meçhul bir
mecnunum belki; belki dağları delemem,
ama yüreğim darmadağın. Ah, keşke bitmeseydi
bu gece… Asrın bir çeyreği geçmiş, rüya
gibi; lakin o çocuk hep aynı yaşta.
Bitmeyen bir sevdanın şairiyim ben;
karanlıklara gömdüm sevdamı. Güneşten
sakındım, aydan sakındım, senden sakındım.
Deli gönlümün hazan yağmuru,
al götür… al götür beni...