Yaşadığımız yer bizi kendine benzetiyor.Duvarlar bizi kendine benzetiyor,soğuk,bencil ve tahammülsüz.En ufak bir çiziği,kırığı,çatlağı olduğu gibi gösteriyor,çirkinleşiyor hemen.Isıtırsan ısınıyor,almadan vermiyor.Duvarlar arasında yaşayan bir anne de tıpkı duvarlar gibi en ufak kırgınlığını,öfkesini,kusuyor dışarı.Hoşgörü yok,müsamahakârlık yok.
Evlat insanın ciğerinin en güzel köşesi,kalbinin tamamı,ruhunu sarmalayan hayat ağacı,insanın ağzına tat ruhuna şifa veren bir bal misali.Ama balı bile durmaksızın yiyince tutuyor insanı değil mi?Bu balı sevmediğimiz anlamına mı gelir?Ya da tiksindiğimiz?Ya da zararlı gördüğümüz?