Bazı Yollar Yalnız Yürünür

·
Okunma
·
Beğeni
·
17501
Gösterim
Adı:
Bazı Yollar Yalnız Yürünür
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053113867
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
Kitapsız, çiçeksiz, hayvansız, vicdansız, doğrusuz insandan uzak dur.

Umudu öldürüp, nefreti toprağa dikmek isteyenlerden uzak dur.

Hayatı sadece ideoloji ve düşünce olarak görenden uzak dur.

Mutlu olmanı, sorgulamanı, düşünebilmeni kendilerine yapılmış bir tehdit olarak görenlerden uzak dur.

Kendilerine duydukları yabancılık yüzünden karşısındakini kötü bilenlerden uzak dur.

Nefreti evinin kapısına koyan, artık her dışarı çıktığında avucunda nefret taşıyanlardan uzak dur.

İnsan hayatına olan saygısızlığı bir övünç madalyası gibi, gurur mekanizması gibi görenlerden uzak dur.

Kelimeleri özenle seçmeyen, her cümlesi biat olan, her sözcüğü toz olandan uzak dur.

Sesinin tonu kalbinin tonundan çok olanlardan uzak dur.

Çünkü neye çok yaklaşırsan, neyi çok biriktirirsen, ona dönüşürsün.
144 syf.
·1/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Bazı Yollar Yalnız Yürünür kitabını okumadan ölebilirsiniz dedim: https://youtu.be/cZco9tl4rBs

Binlerce kişinin okuduğu ve hatta yüzlerce kişinin epey yüksek puanlar verdiği, kitap fuarında bana sıkça sorulan bir kitabı yorumluyorum bugün, toplaşın. Yine çok acayip yerlere gittim...

Sabah duşunu her gün Ganj Nehri'nde alan ve Ferrari'sini hiç düşünmeden satan bilgenin galericisi olduğu söylenen Özgür Bacaksız'ın bu "felsefe" kitabına konuk oluyoruz.

Google'a Özgür Bacaksız hakkında bilgi almak için girdiğimizde görüyoruz ki yazar hakkında
"Türkiye'ye felsefeyi sevdiren genç bir yazar Özgür Bacaksız." cümlesi yazıyor. Hmm, peki. E eğitimi, mezuniyeti, uzmanlık alanı neymiş bir bakalım dediğimizde ne görüyoruz? Adıyaman Üniversitesi muhasebe mezunu. Yani tam bir win-win olayı var. Ben şu an Manisa Celal Bayar Üniversitesi tütün eksperliği bölümünden mezun olup kuantum fiziği üzerine kitap yazsaydım bence daha az absürt görünürdü diye düşünüyorum. Neyse, biz incelemeye devam edelim...

Kitabın ana felsefesi:
"Kendine, “birilerine hiçbir zaman ihtiyacın olmayacağını” sürekli tekrarla."
Ne kadar mantıklı değil mi? Yani Özgür Bacaksız, bu kitabını yayımlatabilmek için kesinlikle bir ağaç kesme ve boylama operatörüne, o ağaçları taşıyan kamyon şoförüne, kağıt fabrikasındaki işçilere, yayınevi sahibine, redaktöre, editöre ve özellikle de bu kitabı sadece Kitapyurdu'ndan alan 10 bin okura hiçbir zaman ihtiyaç duymamıştır bence de.

Kitaptan yoğun bir Nilgün Bodur kokusu geldiğini söylemem gerek, yani felsefe kitabı niyetiyle alıp internet gazetelerindeki tıklama tuzağı haberlere tıklamışcasına bir tat almış oluyorsunuz. Birkaç alıntı söylemem gerek bunu kanıtlamak için:

"Umudu öldürüp, nefreti toprağa dikmek isteyenlerden uzak dur." (s. 11) demiş Özgür Bey. Bu düşünce güzel bir düşünce fakat işin sıkıntısı şu... Bu cümleyi dedikten 1 sayfa sonra Özgür Bey, Nietzsche'den alıntı vermekle başlıyor kitabına. E Nietzsche'nin "Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır." alıntısı yok muydu? Ben bugüne kadar çok çelişkili insan gördüm ama Özgür Bacaksız kadar çelişkilisini de az görüyorum. Bunu birazdan daha iyi anlayacağız.

Kitap, 1 sayfa yazı 1 sayfa resim olacak şekilde ilerliyor. Kitabın ana temasının başkasına ihtiyaç duymamak olduğunu söylemiştim. Hemen 13. sayfasında ise bizi şu fotoğraf karşılıyor:
https://i.ibb.co/cvdZFpN/e-satran.jpg
Evet, satranç. Sanırım Özgür Bacaksız, dünyaca ünlü Garry Kasparov'un bile yapamadığı başkasına ihtiyaç duyulmadan oynanan tek kişilik satranç adlı bir oyunu icat etmiş. Stefan Zweig'ın bunu göremeden ölmüş olması gerçekten çok üzücü...

Esas bomba kısımlardan birisi şu, 15. sayfada ve daha pek çok sayfada ego ile ilgili yazanlardan birisi şu :
"Egosunun zincirine takılanlar ne âcizdir."
Kitabın sonraki sayfalarında Sigmund Freud'dan alıntılar veren Özgür Bacaksız'ın, Freud'un id, ego ve süperegosundan zerre kadar haberi olmadığına adım kadar eminim. Çünkü bak kardeşim, ego sağlıklı bir insan olmanın baş şartlarından biri zaten. Ego, ne kadar iyi çalışırsa o kadar kimliğin bütün olur, sorgulayabilir ve kendine hakim olabilirsin. Yani senin sandığın gibi halk dilindeki ego, yanlış bir kullanımdır. Egosunun zincirine takılanlar esas insan olmayı başarabilen büyük filozof ve yazarlardır.

19. sayfada;
"Gözlerin... O güzel gözlerin saflığını yitirdi. Görüp de müdahale etmedin, edemedin, çürüdü gözlerin."
diye bir alıntı geçiyor. E tamam güzel, böyle bitirseydin keşke. Hemen bir sayfa sonra bir resim paylaşılmış, o da şu:
https://i.ibb.co/9y3JmG9/ha.jpg
Bilmeyenler için bunun ne olduğunu söyleyeyim,
"Psychedelic Tapestry" Yani saykodelik dokuma, işleme demek. LSD tribine giren insanların halüsinasyon gördükleri zaman neler gördüğünü temsil eden illüstrasyon çalışmaları bunlar. Yani o güzel gözlerinin saflığını yitirip çürümesi çok normal bence kardeşim.

Kitabın içinde herhangi bir felsefeyle uzaktan yakından alakası olmayan şeyler dendikten sonra her sayfa arasında şu tür resimler var:
https://i.ibb.co/FYK1sV5/bu-ne-la.jpg
Biraderim, felsefe ile resimdeki kübizm akımının nasıl bir alakası var? Hayır, okur anlamaz zaten, okur gerizekalıdır, güzel bir resim der ve geçer diyorsunuz biliyorum. Ama ben geçmiyorum işte gördüğün gibi, üzgünüm.

99. sayfada "Esnek ol, bazen Gandi, bazen Mevlana ol." demiş kendisi. Valla benim Vodafone'da esnek paketim var, ben bile istediğim zaman Gandi, istediğim zaman Mevlana, hop bugün de canım sıkıldı biraz Zeus olayım diyemiyorum. Ama bir telefon şirketi eğer bir gün tasavvuf paketi çıkarırsa eminim ki Özgür Bacaksız bu fırsattan istifade edip hemen esnek tasavvuf paketine geçecek gibi duruyor.

Bu kadar şey dedikten sonra en son olarak bir de kitabın -evet kitabın- Instagram sayfasına bir göz atalım:
https://www.instagram.com/felsefeklubu/
Kitap en fazla 20-25 bin satılmış olmasına rağmen sayfanın 680 bin takipçisi var. Yorumlarda hep aynı tip baş parmaklı onaylamalar, süperler, aman ne güzeller, yani parayla sahte yorum yazdırmalar falan... Yani sayfanın epeyce bir takipçi satın aldığını ilkokul çocuğu bile anlayabilecek kapasitede.
E kardeşim, sana sormazlar mı? Hani "Kendine, “birilerine hiçbir zaman ihtiyacın olmayacağını” sürekli tekrarla." diye? Lan zaten Türkiye'de felsefe ile ilgilenen insanları toplasan kaç kişi eder? Demek ki, kendine, takipçi satın alma hariç olarak birilerine ihtiyacın olmayacağını tekrarla olarak değiştirmen gerek o sözü.

Duymak istediklerinizi ve hoşunuza gidecek şeyleri söylüyor diye bu tür kitaplara prim veriyorsan Allah veya inandığın hangi Tanrı ise o sana akıl fikir versin kardeşim ama ben yine de sana bir kıyak yapıp felsefeye başlangıç yapabileceğin birkaç kitap yazmış olayım. Bu iyiliğimi de unutma. Kıps.

1- Büyük Filozoflar (Platon'dan Wittgenstein'a Batı Felsefesi), Bryan Magee
2- Felsefeye Giriş, Ahmet Arslan
3- Felsefeye Giriş, Kazimierz Adjukiewicz
4- Felsefenin Temel Disiplinleri, Heinz Heimsoeth
5- Felsefe Sorunları, Bertrand Russell

Bonus:
1- Felsefe Sözlüğü, Ahmet Cevizci
2- Sofie'nin Dünyası, Jostein Gaarder
144 syf.
·1 günde·2/10
Yazar vardır içindekileri kişilere ulaştırmak için yazar ve maneviyata önem verir. Yazar vardır reklama abanır, sağdan soldan önemli düşünceleri kopyalar kitabında bunlara yer verir ve üç beş cümle ile yorumlar maddiyata oynar.

Reklam+Güzel bir kapak ve kitap ismi = para. Bu kadar basit olmamalı bence. Okurken sıkıldım, bildiğimiz şeyleri anlatıp durdu. Yeni kattığı bir şey varmıydı ben görmedim. Bu sıkıntının aynısını Uğur Koşar’ın kitaplarında da yaşamıştım.

Kitap ünlü kişilerin sözleri ve ona yazarın yorumları eşlik ederek devam ediyor. 140 küsür sayfa ve yarısı görsel. Görseller inanın yazılan cümlelerden çok daha derin ve manalı. Normal kitap baskısı olsaydı eğer 50 sayfayı görürmüydü? Sanmıyorum.

Çok boş bir kitaptı. Sadece “doğru ve yalan’ın” hikayesini sevdim. Varsa boş bir iki saatiniz okuyun. (Yok ya yine okumayın) Yoksa eğer hiç sayfasını dahi açmayın. Vasat bir kitap.

Sevgi ile kalın.
144 syf.
·1/10
Bu kitaba kesinlikle para verip de almayın. Bu kağıt yığını, edebiyat gibi muhteşem bir sanat dalını ticari amaç için kullanan bir zavallının ortaya çıkardığı bir üründür! Nasıl bir kişilik bozukluğu var ki bu Bacaksız soyadlı adamın sağda solda reklamını yapıp kitapevlerinde raflara koydurmaya utanmamış bu rezaleti. Kitap başta sona alıntılarla dolu. Böyle kitap mı yazılır yahu? Bu okura büyük bir saygısızlıktır. Bu okura okur gözüyle değil kazıklanacak müşteri gözüyle bakmaktır. Hani tüccarlar vardır Eminönü'nden 2 liraya aldığı şeyi size Nişantaşı'nda 10 liraya satmaya çalışırlar... Bu Bacaksız da sağdan soldan bir sürü satırı paragrafı aşırıp sayfaları şişirmiş bize kitap diye yutturmaya çalışıyor. Bir de utanmadan "Bazı yollar yalnız yürünür" yazmış. Senin yolun yol değil Bacaksız sen bir zahmet defol git ve yalnız yürü o iğrenç yolunda. Okumayın okutmayın rafta gördüğünüz zaman üstünü başka bir kitapla örtün!
Özgür Bacaksız'ın, edebiyattan uzak durması gerektiğini gözler önüne tekrar seren bir kitabı daha. Lütfen Özgür, daha fazla zorlama. Tavsiye etmiyorum kitabı.
144 syf.
·1 günde·2/10
bu kadar sansasyon yaratılıp reklamı yapılmış olmasından dolayı çok okumak istediğim kitaptı. ancak okumaya gerek olmayan bir kitap olduğuna 3 saatte kitabı okuyup bitirince anladım... instegramda bile bulunan özlü sözlerin derlenip, her sayfaya da resim konulmuş... zaten kitabın yarısı resimden oluşuyor. yani ben bile yazardım böyle bir kitabı... olmamış yani...
144 syf.
·8/10
Bu kitabı bitirdim ama bu kitabı diğerleri gibi bitirdiğim için paylaşmıyorum. Her insanın bir cep kitabı olmalı arada çıkartıp baktığında bence mutlu olmalı, bu onda takıntı yapmalı işte benim takıntı yaptığım kitap bu artık. Çok geniş çerçevesi var içeride kendinden fazla bulabilirsin. Düşüncelerine çok açık kılavuzluk sağlar. Bir sayfa okuyup kitap ile dakikalarca muhabbet edebilir, kendinde neyi ne kadar düşünebildiğini keşfedersin. Not alıp sonra düşünmek için bile zaman ayırabilirsin çünkü bunu bir çırpıda bitiremezsin sadece bir daha okursan birazcık daha yaklaşabilirsin.
144 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Hemen hemen her sayfanın altını çizdiğim ender kitaplardan... Filozoflardan ve yazarlardan alıntıların da yer aldığı muhteşem bir kitap. Tavsiye edilir....
144 syf.
·2 günde·4/10
Merhaba arkadaşlar ‍️

Kitap şimdi bitti.Ve bu kitaba verdiğim paraya acıyorum diyebilirim.Bana bir şeyler kattı mı bilmiyorum, katmıştır belki ama bu yazar sayesinde değil, onu biliyorum.

Kitapta, hepimizin bildiği sanatçı olmak için emek veren, çaba sarfeden Pisagor, Platon, Albert Camus, Halil Cibran gibi değerli kişilerin sözleri yazılmış altına kitabın kendisinin olduğu belli olsun diye bir kaç cümlesini yazmış.Ama kitap onun değil o değerli sanatçıların, en azından ben öyle görüyorum.

Çok satanlarda ve sürekli reklamlarını görüp merak ettiğim bir kitaptı ama merak ettiğime değmedi.Bu kitap nasıl çok satanlarda oluyor onu da anlamış değilim.Daha değerli kitaplar varken...

Bol okumalar 🦋
144 syf.
·Beğendi·8/10
Aforizmalardan oluşmuş güzel bir kitaptı 1 gün içinde hemencecik okuyuverdim. Alıntılar ve yazarın yazdıkları çok güzeldi. Başlarsanız hemen bitirebileceğiniz türde bir kitap. Okuyun!
144 syf.
·2 günde·2/10
Bir kez daha çok satanlar arasında yer alıp bizi hayal kırıklığına uğratan bir alıntı defteri !(kitap demek istemiyorum). Halil Cibran, Dostoyevski, Franz Kafka ve daha nicelerinin sözlerini alıp sayfanın başına yaz, daha sonra kendinden 1-2 cümle yaz ve sonuç çok satan boş bir kitap. Maksimum 3 saatte bitebilir ve okumasanız da olur. Hiç bir kaybınız olmaz. Her sayfada başka bir alıntı var onun altına kendinden bir kaç cümle yazılmış ama konu bütünlüğü denen bir olgu yok. Kişisel gelişim tarzında yazılmış desem değil, açıkçası kitabı bir sınıf içerisine bile yerleştiremedim. Ve kitap yazmak bu kadar basit olmamalı. Emek sıfır , açıkçası bu tarz kitabı bu sitede herkesin yazabileceğini ve bazı okurlarımızın kat kat fazlasıyla daha iyisini yazabileceğini düşünüyorum. Çok satanlar arasında yer almasının sebebini hala anlamış değilim. Kitabın gelirini de 'Sun Tzu' ,'Michel Foucault', 'Maksim Gorki' ve ismini yazamadığım diğerleriyle paylaşması lazım kitabı bu değerli insanlar yazdı çünkü :))
Ruhumu taşıyacak bir ağırlık birimi yok, ayaklarımı yerden kesecek bir çekim gücü yok, kafamı taşıyamıyorum, bedenim bir kuş. Yollar garip, çizgiler üstüme uzanıyor.
Özgür Bacaksız
Sayfa 85 - Destek yayınları 30. Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bazı Yollar Yalnız Yürünür
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053113867
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
Kitapsız, çiçeksiz, hayvansız, vicdansız, doğrusuz insandan uzak dur.

Umudu öldürüp, nefreti toprağa dikmek isteyenlerden uzak dur.

Hayatı sadece ideoloji ve düşünce olarak görenden uzak dur.

Mutlu olmanı, sorgulamanı, düşünebilmeni kendilerine yapılmış bir tehdit olarak görenlerden uzak dur.

Kendilerine duydukları yabancılık yüzünden karşısındakini kötü bilenlerden uzak dur.

Nefreti evinin kapısına koyan, artık her dışarı çıktığında avucunda nefret taşıyanlardan uzak dur.

İnsan hayatına olan saygısızlığı bir övünç madalyası gibi, gurur mekanizması gibi görenlerden uzak dur.

Kelimeleri özenle seçmeyen, her cümlesi biat olan, her sözcüğü toz olandan uzak dur.

Sesinin tonu kalbinin tonundan çok olanlardan uzak dur.

Çünkü neye çok yaklaşırsan, neyi çok biriktirirsen, ona dönüşürsün.

Kitabı okuyanlar 1.662 okur

  • Okan Onak
  • Ayten
  • Mihrab Kurt
  • MR. & MRS. BARUTÇUOĞLU
  • Serhan
  • AYŞEGÜL ŞİMŞEK
  • Hazal Polat
  • Aslı
  • Eylem Çelik Özkılıç
  • Büşra karacaoğlan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.8
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%17.6
25-34 Yaş
%29.4
35-44 Yaş
%23.5
45-54 Yaş
%17.6
55-64 Yaş
%2.9
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.5
Erkek
%31.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.5 (70)
9
%6.4 (33)
8
%14.3 (74)
7
%15.8 (82)
6
%10.8 (56)
5
%11.6 (60)
4
%6.6 (34)
3
%5.4 (28)
2
%6.6 (34)
1
%9.1 (47)

Kitabın sıralamaları