Aklın amacı iradenin adımlarına ışık tutmak ve kılavuzluk yapmak olduğundan iradenin iç gücü ne kadar şiddetli, coşkun, atılgan ve heyecanlı ise (ya da iradeyi içeriden harekete geçiren güç, coşku ve heyecan ne kadar büyük ise), ona ait olan akıl da o denli kusursuz ve açık olmalıdır; öyle ki iradenin ateşli çabaları, heyecanın parıltısı ve duyguların şiddet ve yoğunluğu bir insanı yoldan çıkaramayacak ya da dùşünüp değerlendirme konusu yapmadığı, yahut yanlış olan veya kendisini yıkıma uğratacak şeyleri yapmaya sürüklemeyecektir, nitekim güçlü bir İrade çok zayıf bir zihin ile birleştiğinde durum kaçınılmaz olarak böyle olacaktır.
İnsanlığın hayatının bir gün dehşetli mücadelere sahne olacağından kimse şüphe etmemelidir, işin sonunda sadece varlığını devam ettirme içgüdüsü baskın çıkacaktır. Budalalık ile korkaklık ve kendini beğenmiş küstahlığın ortaya çıktığı o sözde "insancıllık" Mart ayı güneşine maruz kalan kar gibi eriyecektir. İnsanlığın kaderi sürekli mücadele içinde olmaktır. Bunun tersi olan " barış " onun mezarı olacaktır.