Öncelikle bu kitap, "bakayım bu deli ne demiş," şeklinde ya da "şu verdi okuyayım dedim" şeklinde okunacak bir kitap değil. Dövüşle ilgili sandım, okudum deyip 1 puan veren var
Adolf Hitlerin kendi kaleminden hayatını, çocukluğunu, ideolojisini okumak isterseniz bu kitap size göre.Tarihe damga vuran, milyonlarca insanı etkileyen, tarihin en büyük soykırımlarından birine imza atan Adolf Hitlerin otobiyografisi.
Oldukça uzun bir yolculuğun daha sonuna geldik. Hırs ve inanç dolu bu yolculukta, tarihe acımasız bir dikdatör olarak geçen Adolf Hitler, hayatına dair bütün bilinmezleri ve Yahudi düşmanlığının da temellerini anlatarak belki de bir takım algıları yıkmayı amaçlamıştır. Bir vatanperverin vatanı için verdiği zorlu mücadele okurları oldukça etkiler. Yok olmakla burun buruna gelmiş bir vatanın kavgasını kitabın her sayfasında hissetmek mümkündür. Kitap boyunca Hitler'in güçlü karakter özelliklerine de rastlarız, fakat bu ne kadar onaylanabilir, buna okur karar verir. benim asıl aldığım ders, güçlü bir inancın üstesinden gelemeyeceği hiçbir şey yoktur. Hitler'i ve onun gaddarane politikasını bir de kendi ağzından dinlemiş olduğumuz bu kitap, birçok kitabın da kapısını açacaktır, şimdiden söyleyeyim.. keyifli okumalar..
Kitabın özellikle Adolf Hitler’in başında bahsettiği yahudi medya yapılanması olayını son dönemdeki bizim medyaya çok benzetiyorum.
Her kanalda tek tip proğram ve konuşan kişiler hep aynı yüzler! Tesadüf mü?
Vatansever bir erkeğin, Versailles antlaşmasıyla ülkesine yapılan haksızlıklara daha fazla tahammül gösteremeyerek bir yola girdiği ve girilen bu yolda başına gelen maceraları anlattığı akıcı bir kitap.
kitapta sürekli aynı şeyleri tekrar ediyor. Adam fikirleri beyan ediyor ama asla kanıt sunmuyor. okurken tiksindim diyebilirim.
tarihçi değilseniz tam metni okumanızı tavsiye etmem . boşu boşuna 550 sayfa okumayın. özet okusanız yeter.
KavgamAdolf Hitler · Böğürtlen Yayınları · 201612,8bin okunma
Darwin doğal seçilim yoluyla dış çevreye uyumlu olanların, bu özelliklere sahip olmayanlardan daha fazla üreme şanslarının olduğu ortaya koyar. Bunun sonucu olarak Hitler mantık yürütür; insan tabiat ile aynı kumaştan yapılmamış ama beşeri bir yaratıktır, o zaman hastalıklı ve zararlı kötü genlere sahip olduğunu düşündüğü yahudileri tabiat öldürmüyorsa, kendisi öldürmelidir. Böylece dış ortama uyum sağlamakta sorunlar yaşayan bireyler popülasyondan tasfiye edilmiş olacaktır, diye düşünür ve bunu uzun uzadıya anlatır.
Ben kitabın ikinci bölümünü daha çok sevdim. Kitap çok akıcı felan değil sonuçta yazarın asıl işi yazarlık değil. İyi bir hatip ve propagandacı olabilir ama kafasındakileri azimle ve hırsla yazarken cümlelerin bütünlüğünü takip etmekte zorlanmış hissi veriyor.
KavgamAdolf Hitler · Böğürtlen Yayınları · 201612,8bin okunma
Almanlar için "dahili kolonizasyon" kelimeleri
uğursuzdur. Biz de hayatımızı uyuşukluk içinde
kazanabileceğimiz fikrini doğurur. Bu nazariye
bizim içimize bir kere yerleşirse, dünya üzerinde
Almanlara ait olan mevkii temin uğrundaki
bütün gayretler bitmiş demektir. Bir Alman
hayatını ve geleneğini bu vasıta ile temin
edebileceğine inanırsa, artık her türlü faal
savunma ortadan kalkar. Böylece bütün dış
politika ile Alman milletinin geleceği toprağa
gömülmüş olur. Bunun için bu uğursuz zihniyeti
Alman milletine yerleştirmeye kalkanın daima
Yahudi olması hiçbir zaman bir tesadüf değildir.
Yahudi bu gibi işlerden gayet iyi anlar, insanları
yakından tanıdığı için, onların hayat uğrundaki
çetin mücadelelerini manasızlaştıra-cak şekilde
tabiata yumruk indirmeyi ve kendini dünyanın
hakimi mevkiine çıkaracak çareyi bulduğunu
birtakım hayalperestlere inandırır. Yahudi bu
zavallı hayalperest kimselerin, kendisinin
minnettar birer kurbanı olduklarını da bilir.
Kavgam, Adolf Hitler’in hapishanedeyken kaleme aldığı, hayatını, hayal kırıklıklarını, ideallerini ve davasını anlattığı kitabıdır.
Kavgam, Hitler’in yükselişi ile birlikte yükselmiştir ve büyük bir önem taşımış, Nazilerin manifestosu haline gelmiştir. Kitap, dünyanın şekillenmesinde de bir o kadar etkili olmuş.
Kitabı okuduğunuzda, aslında yaşananların o kadar tesadüf olmadığını, Hitler’in anlattıklarını harfiyen yerine getirdiğini anlayacaksınız.
Eski İngiltere başbakanı Winston Churchill; ‘Eğer Kavgam’ı yeterince ciddiye alsaydık, 2. Dünya Savaşı’nı engelleyebilirdik,’ demiş.
Bu kitap, bir insanın elinden yazılmış belki de en ırkçı, faşist bir kitaptır. Yine de kitabı okuyun, okurken de ön yargılı olmayın. Okumadığımız ve hakkında bilgi sahibi olamadığımız kişileri nasıl eleştiri süzgecinden geçirebiliriz ki yoksa? Yaptıklarını bildiğimiz bir insanın düşüncelerini okumak ve bu düşünceler üzerinden yapılan eylemleri karşılaştırmak, sizi kötü bir insan yapmaz. Tarafsız okuyun ve Adolf Hitler’i bir de onun kendi gözünden tanıyın.
Son olarak Hitler’in kitaptan bir sözü:
‘Ben dünyaya insanları güçlü yapmak için gelmedim. Onların güçsüzlüklerini kullanmak için geldim…’ (öyle de yaptı).
Çok ama çok zeki bir adammış Hitler. Hani onun için biraz deli de diyorlar ya, zeki büyük liderlerin muhakkak biraz deliliği vardır…
Burada sizlere hem kitap hakkında, hem o zamana ait, hem sonrasında yaşananlar için az biraz bilgi vereceğim. Umarım konu ile ilgili sizleri çok sık boğaz etmemişimdir? Evet, az uzun oldu ama böylesi
Adolf Hitler, 20 Nisan 1889 yılında Yukarı Avusturya'nın Braunau kasabasında doğdu. Bir gümrük memuru olan Alois Hitler (1837-1903) ve Klara Pölzl (1860-1907) 'ün altı çocuğundan dördüncüsüdür.
İlk tahsilini doğduğu kasabada, orta tahsilini Linz şehrinde yaptı. On üç yaşında tüberkülozdan babasını (Hitler'in memur olmasını isteyen babası Alois Hitler ile arası açılmıştı çünkü kendisi sanatçı olmak istiyordu), on sekiz yaşında (1907) annesini kaybetti. Orta öğrenimini başarısız bitirince ressam olma ümidiyle Viyana Güzel Sanatlar Akademisi sınavına girdi ancak başarısız oldu.
Alman Tarihi derslerinde Akademideki profesörlerin Yahudi olduğu, ve Yahudilere karşı ilk kinin burada oluştuğu anlatılır. Bir başka teze göre ise Hitler'in annesinin ölüm anında gelen doktor bir Yahudiydi. Adolf Hitler annesinin ölümünü kabullenemeyip, bu Yahudi doktoru sorumlu tuttu. Ve bir çok bilim adamlara göre Hitler'in babaannesi Yahudi'dir. Bu yüzden bütün doğduğu yerleri yakmıştır.
1912'de Viyana'dan Münih'e geldi. 1914'de I. Dünya Savaşı çıkınca Hitler, Bavyera ordusuna gönüllü olarak girdi. Alman mağlubiyetinden sonra Hitler, arkadaşı mühendis Feder ve altı kişi tarafından kurulmuş olan Alman İşçi Partisi isimli gizli bir fırkaya katıldı ve kısa sürede bu fırkanın reisi oldu. Fırkanın adını NSDAP (Nationalsozialistische Deutsche Arbeiter Partei/ Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi) olarak değiştirdi ve nüfuzunu arttırdı. Taraftarlarına kısaca "Nazi" ismi verildi. Kendisine de, taraftarları, rehber anlamına gelen "Führer" lakabını verdiler. Parti 25 maddelik bir program hazırladı. Bu programın ilk maddesi Almanya'yı Versay'ın zilletinden kurtarmak idi. Alman vatandaşlığının yalnız Alman kanını taşıyanlara hasredilmesi lazım geleceği programın temel maddelerindendi. Aynı zamanda büyük sermayeyi devleştirmek de yine programın esaslarından birini teşkil eder. Völkischer Beobachter adlı gazeteyi yandaşları çıkarıyordu. Josef Goebbels bu gazetenin tamamen parti bülteni halini almasını sağladı. Gazetede partisinin fikirlerini açıklayan makaleler yayınladı.
1924'de Münih'ten hükümeti devirmek için teşebbüslerde bulundu fakat başarılı olamadı. Bunun üzerine 10 ay hapse mahkum edildi ve bu zaman içinde "Mein Kampf" (Kavgam) isimli bir kitapta fikirlerini yazdı. Şimdilerde bu kitap Almanya'da antisemitizme yol açtığı gerekçesiyle yasaklanmaya çalış çok sıkışıyordu. Bu kitapla birlikte yeni teşebbüslerine de yol gösterdi. 1924 ve 1929 yılları arasında partisi başarısız oldu. Ancak Dünya Ekonomik Krizinden sonra daha fazla oy kazanabildi (1929). 1930 seçimlerinde yüzde 18 oy ile SPD'den sonra ikinci büyük parti oldu. Hitler'in oyları Katoliklerden daha fazla Protestanlardan, şehirlerden daha fazla kırsal bölge ve kasabalardan, işçilerden daha fazla orta ve üst kesimden geldi.
Seçimle işbaşına gelen Adolf Hitler kısa zamanda anayasa değişikliği hakkını elde etti. Hemen ardından diğer partileri yasakladı. Almanya'da aşırı artık gösteren işsizliği savaş hazırlığı için kullanarak, iş sahası oluşturdu. Ülke genelinde büyük otobanlar inşa ettirdi. Batı Avrupa ülkelerini ve Rusya'yı karşısına aldı. Bu cephe genişliği II. Dünya Savaşı'nın sonucunu belirleyen en önemli etken oldu. Savaş sonucunda Almanya'nın yenilgisini gören Adolf Hitler ümitsizliğin iyice artması üzerine 30 Nisan 1945'te Berlin'de karısı Eva Braun'la birlikte aynı anda siyanür hapı içip, önce Eva Braun'u sonrada kendisini bir silah vasıtasıyla vurarak intihar etti. Kendi isteğiyle Führerbunker bahçesinde benzinle cesetleri yakılmıştır. Hitler'in bunu istemesinin sebebinin Sovyet ordusu tarafından yakalanıp teşhir edilmek istememesi olduğu iddia edilmektedir.
Hitler ölmeden önce ikili vasiyetnamesini yazdırmıştır: Siyasi ve Özel Vasiyetname. Hitler'in siyasi vasiyetnamesi bir hınç çığlığıdır. Ona göre; Almanya bütün milletler için bir zehir gibi tehlikeli olan Yahudileri ve Bolşevizm'i kovalamaktan asla vazgeçmemelidir. Almanya'nın geleceğini tartışmasız bu olgu belirleyecektir. Hitler, savaşa girmekte haklı olduğunu savunuyor ve yenilgiden korkak yalancı generalleri sorumlu tutuyordu. Özel Vasiyetinde ise, tüm hayatı boyunca topladığı sanat eserleriyle doğduğu şehir olan Linz'de bir müze kurulmasını istedi. Tüm şahsi mallarını partiye eğer parti kalmamışsa devlete bıraktığını söylüyordu.