Yıllarca akıl hastanesinde tutulan Esme’nin hikâyesini okurken aslında “deli” denilen bir kadının değil, dönemin kurallarına sığmayan birinin susturuluşunu görüyoruz. Ama kitabı okurken beni en çok zorlayan şey anlatım şekli oldu; hikâye birkaç kişinin ağzından anlatılıyor ve sürekli eski zamanla yeni zaman arasında gidip geliyor. Tam bir şeye alışmışken bakış açısı değişiyor, zaman atlıyor ve toparlamak gerçekten dikkat istiyor. Buna rağmen alt metni çok güçlü; aile sırları, bastırılmış gerçekler ve “normal” sayılmanın ne kadar göreceli olduğu insanın aklında kalıyor. Bitirdiğimde içimde hüzünle karışık bir öfke kaldı diyebilirim.