Agnes'ın zihnindeki ölüm kavramı uzun zamandır,belki uçsuz bucaksız bir bozkurun ortasındaki,içeriden aydınlatılmış tek bir oda imgesiyle özdeşleşmiş. Yaşayanlar odanın içinde;ölenlerse etrafında dönüp duruyor,oraya geri dönmek,sevdiklerine kavuşmak için can atarak avuçlarını,yüzlerini,parmaklarını camlara bastırıyorlar. Odanın içindekilerden bazıları dışarıdakileri görüp duyabiliyor;bazıları duvarların ardından onlarla konuşabiliyor;çoğu farkında bile değil.