Nazan Koçalan

Nazan Koçalan
@Nt_k
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
33 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
8/10
·48 syf.··
2021 32. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2021 20:58
Birbirine hem benzeyen hem de benzemeyen kız kardeşlerin hikayesi. Bu hikayeyi özetleyecek tek kelime kibir olmalı. Güzelliklerini annelerinden, hırslarını ve kibirlerini babalarından alan Sophia ve Helena’nın birbiriyle bitmek bilmeyen mücadelesi.Güzelliklerini ve çekiciliklerini kullanarak içinde bulundukları şehir artık Sodom olarak anılmaya başlanır. Sonunda mı?Güzellikleri dillere destan olan, ülkeleri aşan ikiz kardeşlerin güzelliklerini kaybetmesi ve tövbe etmesini görüyoruz. Ders çıkarılması gereken bir efsane. Bir solukta okunan güzel bir eser.
1000Kitap
Birbirine Benze(me)yen Kız KardeşlerStefan Zweig · İlgi Kültür Sanat Yayınları · 2020317 okunma
Reklam
Puan vermedi·455 syf.··
2021 10. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2021 13:26
Bir köyün önderlerini buluşu, insan gücünün şahlanışı, imkanların harekete geçirilişi ve toprağın uyandırılışı... Toprak uyanırsa ne olur? Bir toplumun belki de yüzyıllarca sürmüş bir uyuşukluktan uyanışı, gayesizlikten, çaresizlikten kurtuluşu artık yapacağı bir şeylerin oluşu ve geleceğe inanışı; o toplumun yeniden yaratılışı gibidir. Bu yaratılış, toplum yapısının maddi değişimiyle başlar ama asıl mucizesini toplumun ruhunda yapar. Kalkınma işte budur. (Kitaptan alıntı) Emekli bir öğretmenin maddi sıkıntılar sebebiyle tekrardan öğretmenliğe başlaması ve hayatının bir anda değişmesi hatta değerlileşmesi anlatılır. Köyü ilk gördüğü anda bırakıp gelmeyi düşünür fakat bir şeylerin onu zaptetmesi belki de kaderini çizer. Köye gittiği ilk günlerde ona ikram edilecek bir ekmeğin bulunmaması ile Keltepe köyünün adını Ekmeksizköy olarak kendi dağarcığına ekler. Keltepe köyünü Keklikpınarı köyü yapar. On yıllık gibi bir süreçte köyü öyle bir kalkındırır ki pes dememek elde değil. Hatta köyün değişimini okuduğumda gözümün önünde canlandırmaya çalışsam da hayal gücü bir yerde duruyor. Gerçekten o köyü gidip göresi geliyor insanın. Bunda emekli öğretmenin payı oldukça büyük ama hiçbir zaman bunu böbürlenerek dile getirmez her zaman herkese yardımcı olan bir alçakgönüllükle anlatıverir. Bizim yetişemediğimiz zamanlardaki Köy Enstitülerinin de faydasını kitapta bulmak mümkün. Dili oldukça yalın ve bilgilendirici. Tek sıkıldığım nokta kitap belki daha erken bitirilebilirdi. Ama anlatılanlar insanda bir köye gitmek ve o köyü elinden geldiğince kalkındırmak isteği uyandırıyor. Keyifli okumalar.
Edebiyat
Toprak UyanırsaŞevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitapevi · 1963601 okunma