Sultan Yıldırım

Binli yılların başlarında çağı etkilemiş üç İranlı vardır: Dünyayı gözlemlemiş olan Ömer Hayyam, dünyaya hükmetmiş olan Nizamülmülk ve dünyayı titretmiş olan Hasan Sabbah.
Reklam
Sessiz okuyun , duymasinlar (:
Ömer gülüyor, Cihan'ın gözyaşları akıyordu. - İçeriye girelim ve kapıyı kapatalım. Mutluluğumuzun sesini duyabilirler.
Hayyam/Cihan
- Bu kentte bizim gibi buluşan kaç sevgili var dersin? - Durumu yakından inceleyelim bakalım. Canları sıkılan evli kadınları , itaatkâr köleleri, kendilerini satan ya da kiralayan fahişeleri, iç çeken bakireleri bir kenara bırakırsak, geriye kaç kadın, kendi seçtiği erkekle buluşan kaç sevgili kalır? Yine acaba kaç erkek , sevdiği kadının, özellikle başka bir şey yapmadığı için kendini sunan değil , bir başka nedenle kendini veren bir kadının yanında uyur ? Kimbilir ?
Cihan , kimseye görünmeden gelmişti işte. İlk öpüşler kaçamak, sonrakiler uzun uzun... Başkalarının gününü bitirip, kendi gecelerine başlamanın bir yoluydu bu.
Hayyam, Semerkant'ta tamamladığı eserini, koruyucusuna adadı: " Bizler bilim adamlarının gözden düşürüldükleri bir çağın kurbanlarıyız. Aralarında pek azı gerçek bir araştırma yapmak olanağını bulabiliyor... Günümüz bilginlerinin bilmedikleri şeylerden biri, maddi sonuçlar çıkartmak... Bu nedenle, bu dünyada olup biten kadar Bilime ve insanoğlunun kaderine ilgi duyan bir kişiye rastlamak ümidini yitirmişken, Tanrı karşıma büyük kadı Ebu Tahir'i çıkarttı. Bu çalışmayı onun yardımıyla tamamlayabildim."
Reklam