Hesap etmeden, haritaya bakmadan gidelim.
Ölelim diyecektim az kalsin. Ölmeyelim. Hiç ölmeyelim Anna.
Sarilalim diyecektim az kalsin. Içimden böyle seyler de geçiyor iste. Sarilalim, dudaklarin…
Tamam sustum.
Gitmek istemezsen bir siir miktari kadar otursak diyorum. Siir kalsin istersen, sadece otursak. Oturmasan da olur benimle, sadece ellerimi tut. Ellerimi tutma dilersen sadece yüzüme bak. Yüzüme bak ama Anna, yüzüme bak. Gözlerime bak, gözlerimin içine bak.
Gözlerim biraz karanlik. Içinde cenkler, ayinler, kesik damarlar, kapilari yumruklayislar, cipralexler, Turgutlar, Edipler, Sezailer, siyahlar, beyazlar, uykusuzluklar, bitmeyen basagrilari, bildirilerin öfkesi, duvarlara uzun dalmisliklar var.
Gözlerim biraz yorgun. Içinde bekleyisler, bekleyisler, bekleyisler, bekleyisler, bekleyisler, bekleyisler…
Bekleyisler Anna. Köylü çocuklarin parasiz yatili sonuçlari mesela. Nisanlisi askerde kizlar, kizi ölüm orucundaki baba, babasi tersanede ogul, oglu sizofren anne.
Hepsini sayamam gerçi, utançlarim da var. Ama geçecek hepsi, geçecek. Sifali gözlerin her seyi iyi edecek.
Gözlerimin içine bakmaktan korkma Anna.
Sen adimini attigin andan itibaren Hira dinginligine dönüsecek ortalik.
Tanri bizimle de konusur belki.