Bugün yeni bir kitaba başladım ve aslında gayet güzel akıcı bir biçimde devam ediyor. Ancak, yazar kitap boyunca her paragrafta, her sayfada sanki zorla araya, dip nota veya bulduğu en ufak boşluğa Marx ve Engels’ten eklemeler yapıyor. Hani bazı yazar, çizer veya televizyon ve radyoda bazıları bir şeyler anlatırken önce bir hedef ortaya koyar sonra da bütün oklar, bütün yollar o hedefi gösterir. Aynı o şekilde uğraşıyor. Bu arada bu şekilde durumlara nedense sol cenahta daha fazla şahit oluyorum. Mesela bir yerde bir iç karışıklık çıkıyor, korona gibi bir bela geliyor ve hemen bu cenah meydana çıkıyor ve başlıyor anlatmaya.
“İşte Marx Kapital’de şöyle diyor, Engels burada böyle diyor, kapitalizmin çökeceği Kapital’de şurada yazıyor vs.”
Kitabı okumaya devam edeceğim ancak okurken bu eklemeleri gördükçe aklıma Neyzen Tevfik’in Yahya Kemal’e yazdığı bir dörtlük aklıma geldi. İkisi de büyük şair, fikir ve düşünce adamları olarak tarihte hak ettikleri yeri almışlardır. Ben sadece olayın hiciv tarafındayım.
Bir gün Neyzen Tevfik Beşiktaş sahilinde yürürken Yahya Kemal’in Süleymaniye’de Bayram Sabahı şiirini okur ve daha sonra bu şiire karşılık bir dörtlük yazar.
Çünkü, Yahya Kemal’in bir kelime için bazen yıllarca beklediği, dörtlüğe uygun kelime bulmaya çalıştığı abartılı olsa da edebiyat çevreleri tarafından söylenir.
Yahya Kemal'in şiirinden bir bölüm;
Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?
Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..
Adalar`dan mı? Tunus'tan mı, Cezayir'den mi?
Hür ufuklarda donanmış iki yüz pâre gemi
Yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor;
O mübârek gemiler hangi seferden geliyor?
Neyzen Tevfik buna karşılık şu dörtlüğü yazar;
“Edebi bilgini Hayrettin Kaptan,
Beş asır önceden biliyor gibi…
Ikına ıkına yazdığın şiire,
Barbaros kıçını