Y.Arslan Çınar, bir alıntı ekledi.
23 saat önce · Kitabı okuyor · 8/10 puan

Saklanmak, bir ağaca tırmanmaktan daha iyi; çünkü seni bulurlarsa, belki çemberi yarabilirsin o zaman.

Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 181 - Türkiye İş Bankası)Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 181 - Türkiye İş Bankası)
Mehmet Emin, bir alıntı ekledi.
20 May 18:58 · Kitabı okudu · Puan vermedi

En Büyük Düşünceler En Basit Olanlarıdır .

Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 158 - Türkiye İş Bankası Yayınları)Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 158 - Türkiye İş Bankası Yayınları)
Burcu, bir alıntı ekledi.
20 May 16:25 · Kitabı okuyor

Belki de seferberlik ilanıyla birlikte akrabalar bir araya toplanmış, iç savaşa giden erkeklerin ardından yalnız kadın ve çocuklardan oluşan savaşsız bir dünya kurmaya başlamışlardı bile... Ama böyle bir şey gerçek olabilir miydi? Hep söylendiği gibi androjen hormonu ve erkekler miydi bu insanlık tarihiyle yaşıt kıyımın, bu kahreden şiddetin kaynağı? Erkekler tek başlarına bunca kanın ve ölümün günahını yüklenebilir miydi? Yo hayır, hayır öyle şey olamazdı... Çocukların ve kadınların da kendi iç savaşları vardı ve savaş, insan denen canlının buluşuydu. Yalnızca insana özgüydü, kadın, çocuk fark etmezdi.
" 'Sineklerin Tanrısı' romanında Golding yalnızca yetişkin erkek insanın değil çocukların da kötülük üretebileceğini anlatmadı mı?" diye fısıldadı yanındakine.
Ve ardından yeni bir soru patladı beyninde :
"Peki ya o ıssız adadaki çocuklar kız olsaydı?"

Kumral Ada Mavi Tuna, Buket Uzuner (Sayfa 44 - Everest Yayınları)Kumral Ada Mavi Tuna, Buket Uzuner (Sayfa 44 - Everest Yayınları)
Emre Sevim, Sineklerin Tanrısı'ı inceledi.
20 May 14:38 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Issız bir adaya düşen bir avuç çocuğun adadan kurtulma mücadelesi dendiği zaman "Ne kadar da sıradan bir hikaye" demiştim fakat sineklerin tanrısı bu ön yargımı kırmayı başaran bir eser oldu. İnsanların birlikte,eşit ve düzenli bir şekilde asla yaşayamadıklarını, doğanın ve bizim de kabul ettiğimiz en saf varlıklardan biri olan "Çocuklar" üzerinden çok güzel şekilde anlatılmış bir eser.

Hem küçükler hem de büyükler için "Güzel bir peri masalı.."
Kitabı okuduğumda aklıma hemen, William Golding'in "Sineklerin Tanrısı" adlı eseri geldi: Batan gemiden sağ kurtularak adaya çıkan bir grup çocuğun kendi içlerinde kurdukları hiyerarşik düzen ve sosyal ilişkiler işlenirken öte yandan insanın insana zulmünü, vahşi ve bencil egemenlik anlayışını, egoist kimliğini, yazar; satır aralarında usulca ikram eder okurlara.
Hayvan Çiftliği'nde de benzer bir tasarım kullanılmış; Çiftlik Hayvanları kendi içlerinde organize olarak çiftlik sahibine baş kaldırıyorlar ve "insan"ı uzaklaştırarak / kovarak yönetimi ele geçiriyorlar. Başlangıçta her şey çok güzelken, umut doluyken beklenmedik gelişmelerle birlikte bu özerk yönetimin uygulamaları adım adım bir başka hale evriliyor. İşte kitabın vermek istediği asıl mesajı bu anlatışın içinde yakalıyoruz; Üretim ilişkilerinin irdelendiği, işçi ve işveren yaşamlarının resmedildiği, birçok sosyal, politik, ekonomik mesajı bünyesinde barındıran bu güzel "masalı" okumalısınız.

melisa çelik, bir alıntı ekledi.
19 May 08:54

Yüzlerini gizleyen boyaların,
onlara vahşi olmak özgürlüğünü bağışladığını öyle iyi anlıyorlardı ki!

Sineklerin Tanrısı, William GoldingSineklerin Tanrısı, William Golding
melisa çelik, bir alıntı ekledi.
19 May 08:47

Eğer bir yüz, üstten ya da alttan ışık aldığına göre değişiyorsa, neydi bir insan yüzü? Her şey neydi?

Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 91)Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 91)
*GÜLŞAH, bir alıntı ekledi.
 18 May 14:25

Ah! O gemide ben de olsaydım...
Dünya, ne olduğu bilinen dünya, yasalara uyan dünya, kaymak üzereydi. Eskiden şu vardı, bu vardı; ama şimdi... Gemi de gitmişti.

Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 107)Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 107)
Reşat, Sineklerin Tanrısı'ı inceledi.
 18 May 00:26 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Eski medeniyetlerde, alt tabaka için sinek yakıştırması kullanılırmış. Alt tabakaya, yani köylü sınıfına sinek denirmiş. İskambil kağıtlarında da sinek, köylü sınıfını temsil eder bu yüzden. Sinek denilen bu tabakayı isyana yönlendiren kişilere de sineklerin tanrısı(lord of flies) denirmiş. Şeytan da insanları, Tanrı'ya karşı isyana yönlendirdiğinden, şeytan'a da lord of flies, yani sineklerin tanrısı denir. Sineklerin tanrısı, bir nevi kötülüğün kaynağıdır. Nükleer savaştan kaçırılan ingiliz çocukları taşıyan uçak, ıssız bir adaya düşer. Adanın dört bir yanına dağılmıştır çocuklar. Ralph isimli bir çocuk, domuzcuk denilen bir çocuğun bulduğu deniz kabuğuna üfleyince, çıkan ses, tüm çocukları bir araya toplar. Eskiden beri, tüm medeniyetler, ortak mitler veya değerler etrafında örgütlenmiştir. Adaya dağılan çocuklar, deniz kabukları sayesinde birleşince, deniz kabuğuna bir kudsiyet atfedilir. Kutsal olarak görülen bu deniz kabuğunu elinde tuttuğu için de ralph, şef seçilir. Ralph, doğuştan lider yaradılışlı, sert ve otoriter bir çocuktur. Ama adada, en az ralph kadar otoriter, lider yaradılışlı ve insanlara hükmetme arzusu tavan yapmış biri daha vardı. Jack. Kilise korosu lideri olan jack, aynı zamanda sert ve acımasız biriydi. Adadakileri ileri zamanda, lider olan ralph'e karşı isyana sürükleyecek olan jack, kitapta, sineklerin tanrısı'dır. Kitapta saf iyi olan tek karakter simon'dur. Ve simon, gerçek sineklerin tanrısı ile konuşur. Yani şeytanla. Şeytan, kötülüğü bana bağlamayın, asıl kötülük içinizde diyerek, insanların, doğaları gereği kötülüğe meyilli olduğunu söyler. Issız bir adaya düşen 3 ingiliz gencin, tekrardan ingiliz medeniyetini kurdukları mercan adası kitabına, bir eleştiridir, bu kitap. İnsanlar, medeniyetten uzaklaştıklarında, içlerindeki kötülük meydan çıkar, tüm gerçekliğiyle. Nitekim jack ve tayfası, yüzlerini boyayarak, tanrılara kurban vermeye başlayıp, sevmedikleri kişileri öldürmeye başlarlar. Kitapta, onlarca güzel mesaj olsa da, asıl verilmek istenen mesaj, insanların aslında kötü olduğu ve medeniyetten uzaklaştıkları an, içlerindeki tüm vahşiliği kusmaya başladıklarıdır

Soul, bir alıntı ekledi.
17 May 13:50 · 7/10 puan

Ralph, bir sabanla sürülmüşçesine oyulan toprakta diz çöktü; yeryüzünün yerli yerine gelmesini bekledi. Çok geçmeden, parçalanmış beyaz kökler, kırılan dallar, çalılığın karmakarışık sık bitkileri, yerli yerini aldı. Gövdesinde, nabzının atışını seyrettiği yerde, bir ağırlık durdu.

Sineklerin Tanrısı, William GoldingSineklerin Tanrısı, William Golding