Karda, çamurda, buzda, dağda, vadide, ırmak yatağında gece gündüz demeden günlerce yürümüşler, ovaları dik kayalıkları izlemiş, bir dağın tepesine tırmandıklarında onu da başka bir dağ başka bir tepe takip etmiş, silsilerler silsilere eklenmişti. Bitmeyen, bitti zannedilen yerde daha yeni başlayan, azaplı, bıktırıcı, insanın takatini tüketen, tükenmiş takatini sömüren, emen bir yürüyüştü bu....
Hacıbey aynı yolu tekrar yürümüş de geri dönmüş gibi bir yorgunluk hissetti. Mümkün değil, bir daha yürümeyi göze alamazdı ve onun için her yol aynı yol demekti.
Bir de diye seslendi, sıcak ekmek içini çok sever. Unutmayın . Bir de ağlar da susmazsa şekerli su yapın. Bir de ateşi yükselirse.. Bir de hıçkırığı tutarsa ...
Bir de... Lerin sonu yoktu anne yüreğinde...
Yangındı aslolan, dumanın nereden tüttüğü önemli değildi.... Her belâya her kazaya evet diyebilirdi. Böyle bir şehrayin alevi hangi cihetten gelse, yanmaya değerdi. Fark etmez kimin kalbinde kıpırdasa kıpırdansındı ama yeter ki çıksındı böyle bi yangın. Kalbinin yangın haberini sardı sarmaları, günü gelince açmak üzere bir kuytuya kaldırdı.Değil mi ki Settarhan aşk'ın "ş" sine takılmıştı!!
Tanrı bütün alemlerin tanrısıdır ve bütün gerçek dinler aynı bir Allahın'dır..... Ama bunu yani bütün ırmakların aynı kaynaktan çıktığını görebilmek için hayli yükselmek gerekir.