Estetik operasyonlar görünür bir kusuru düzeltmekten çoktan çıkmış, takıntılı bir değişim arzusuna dönüşmüştü. Tahammül edemedikleri asıl büyük kusur kendi ruhlarındaydı ama onlar kusuru bedenlerinde arıyorlardı.
Karşısına geçip bakınca kendimi berbat hissettiğim bir tabloyu kendi ellerimle yapmıştım; kötü bir kompozisyondu,renkleri doğru seçememiştim, ışık iyi tasarlanmamıştı, mekan objeler her şeyi yanlıştı. Geçti. Geçti mi? Geçer mi?
Ben hiçbir şeyi kaldığı yerde bırakmadım, bırakamadım. Önceleri bunu maharet bilirdim, şimdi kafam karışık, bazı anlarda bunu yapabilenlere içten içe imrendiğimi itiraf ediyorum. Kaldığı yerde bırakma konusunda hislerim, kınama ile hayranlık duyma arasında, kocaman bir sarkaç gibi gidip geliyor.
Her şeye bir belirsizlik sinmiş. Kadının korkusu bu yüzden. Korku değil de güvensizlik. Aslında güçlü görünüyor. Zayıf düşmüş bir hali yok. Aslında belli belirsiz, etrafında birileri var. Ama nasıl söylemeli? Tam değiller. Bir şeyleri eksik. Hepsi yarım yarım.Kırık eşyalar gibi.