Akvaryumdaki balık, kafesteki kuş, kümesteki tavuk, ahırdaki inek, sirkteki ayı, sürüdeki koyun, hipodromdaki at, sokaktaki kedi ne yaşıyorsa sen de onu yaşıyorsun. Sen istersen ailedeki bir çocuk, okuldaki bir öğrenci, kışladaki bir asker, sokaktaki bir serseri, ülkedeki bir vatandaş olduğunu söyle; farketmiyor. Anlıyor musun?
Akvaryumdaki balık ne yaşıyorsa sen de onu yaşıyorsun. Arada bir sahibin akvaryumdaki suyunu değiştiriyor, zannediyorsun ki okyanustasın.
Kafesteki kuş neyi yaşıyorsa sen de onu yaşıyorsun. Unutmuşsun ağaçların tepesine yuva yapmayı, gökyüzünde taklalar atmayı. Sahibin arada kafesin kapısını açıyor, çıkmak bile gelmiyor aklına, çıksan da birkaç kanat vurup tosluyorsun duvara, sonra doğru kafesine.
Kümesteki tavuk neyi yaşıyorsa sen de onu yaşıyorsun. Yumurtlamak senin hergünki şaşmaz görevin. Sen dünyaya yumurtlamak için doğmuşsun. Ama bilmezsin bile yumurtanın tadını.
Ahırdaki inek ne yaşıyorsa sen de onu yaşıyorsun. Hergün sağıyorlar seni. Maşallah ki, iyi sütün var, çünkü iyi besilisin. Oh diyorsun, karnımız doyuyorsa çok şükür. Ama biliyor musun hergün seni makinelere bağlayıp sütün sağıldıkça, sen tükendikçe, süt veremez hale gelince sana ne olacak?
Sürüdeki koyun ne yaşıyorsa sen de onu yaşıyorsun. Seni başındaki çoban ve köpekle meraya çıkartıp otlatıyorlar. Diyorsun ki, oh ne güzel bu dünya. Ama sakın sürü dışına çıkma, yoksa kurt kapar. Çünkü sen kınalısın.
Hipodromdaki at ne yaşıyorsa sen de onu yaşıyorsun. Diyorlar ki sen çok soylusun, senin gibisi yok bu alemde. Üstüne biniyorlar, kırbaçlıyorlar ve yarıştırıyorlar seni. Ama sen hala diyorsun ki, ben ne kadar soylu bir atım. Ve ne kadar çok kamçılanırsan, ne kadar çok hızlı koşarsan kendini o kadar özgür hissediyorsun.
Dövüştürüyorlar da seni, horoz horozla, köpek köpekle nasıl