Ait oldugu yeri bulamamisti cünkü. Kendini buldugu her yere uyum saglamis, iste ve eglencede iyi olmasi sebebiyle,
haklar için savaşma ve karşısındakinde saygi uyandırma istegi ve yetenegi sayesinde her zaman ve her yerde sevilen biri olmustu. Ama hiçbir yere kök salamamisti. Etrafındakileri memnun edecek kadar uyum sağlamış ama kendisi tatmin olamamisti. Her zaman bir huzursuzluk hissivle altüst olmus, daima ötelerden gelen bir agriyi duymus, kitapları ,
sanatı ve aşkı buldugu ana kadar hep dolasmis ve aramisti.
He is more myself than I am. Whatever our souls are made of, his and mine are the same. If all else perished and he remained, I should still continue to be, and if all else remained, and we were annihilated, the universe would turn to a mighty stranger. He’s always, always in my mind; not as a pleasure to myself, but as my own being.
Bugün iş saatleriyle boş zaman giderek iç içe
girdikçe ve yaşamımızın her anı boyunca bizden
üretken olmamiz istendikçe, iş günündeki
ayrımlar yok olmaktadır. Elinizdeki akıllı
telefonlarla aslında hic bir zaman işin dışına
çıkamıyorsunuz veya mesai dışı çalışmış
oluyorsunuz. Dahasi sayıları giderek artan bir
grup insan icin sürekli erisilebilir olmak,sadece
is saatleriyle ile bos zaman arasindaki sınırları
muglaklastirmakla kalmayip geceleri ve uykuyu
da kemiriyor.Her an her saat e-postalarini
kontrol edebiliyor, ayakkabi satin alabiliyor,
güncel gelismeleri takip edebiliyor veya porno
sitelerine girebiliyorsunuz.Degere el konma
süreci,yaşamımızın her anini kuşatma
eğilimindedir. Asla uyumayan küresel bir sistem
icinde üretip tüketmekteyiz. Neoliberalizmin
durmak bilmeyen ritmi altinda, Jonathan
Crary'nin söyledigi gibi "zamandan mahrum bırakılmaktayız”.
Kuşkusuz bizi alıklaştıran, bizi bizden alan “zavallı bir mucizedir” tüketim korumacılığı, bir gençlik banyosu yaparcasına dönüp dönüp ona dalıyoruz, tecimsel büyüklüğün her şeye razı büyülenmiş kurbanları olarak kalıyoruz hep. Ne benimseme ne de yadsıma, bir rahatsızlık, bir sıkıntı ama; ne olursa olsun herhangi bir şeyden, bu dünyanın bize sağladığı yarar ve kolaylıklardan olduğu kadar onun eleştirisinden de vazgeçebilme olanaksızlığı yani. Moderniteyi yermeyle övme arasında bu gidiş geliş, küçümseyenlerle göklere çıkaranlar arasında yerini bulmanın olanaksızlığı bundan.