Meclis, otonom marksizmin en önemli çalışmalarından biridir. Kurumların hem otorite, hem iktidar ilişkilerinin sorgulandığı, kolektif emeğin örgütlenmesinin ontolojik olarak incelendiği ve otoritenin, tek bir kişi/kurum merkezli dikey örgütlenmelerin incelenip ne sonuçlar doğuracağını derinlemesine incelemiş bir yazar. Kendisi otorite karşıtı bir yapıda olsa da, bir anarşist gibi idealist ve geçmişte kalmış bir Dünya'da değil, günümüzün barajlarını en detayına kadar anlamış biri. Onun fikri oldukça ütopik gelebilir, fakat biz insanlık olarak ütopya inşasını başarbilmiş varlıklarız. Emeğin kendisini örgütlemesinin ve kişilik kültü olmadan örgütlenecek asimetrik/yatay örgütlenme ile gerçekten insanların bir noktada kendi fikirlerini dikta ettiği bir toplum değil çoğulluk esaslı bir toplumu doğuruyor. Kısaca Antonio Negri'ninde dediği gibi:
" Nitekim kurucu eylemlerden ziyade yıkıcı/ eksiltici eylemlere ihtiyaç duyulduğu, yeni ve farklı kurumlara alan açılsın diye hakim kurumları yok etmenin acil birer ihtiyaca dönüştüğü anlar vardır. Başka deyişle bazen diğer yöne doğru yürümemiz gerekir: Barajları yıkmaya!"
SS:103