Zaman geçtikçe, birlikte yaşarken ve genetik değişimler olurken, vicdanımızı giderek damarlarımızda dolaşan kanın rengine ve gözyaşlarımızın tuzuna buladık, bu da yetmiyormuş gibi, gözlerimizi içimizi gören birer aynaya dönüştürdük, sonuçta gözlerimiz, ağzımızla inkâr etmeye çalıştığımız şeyleri çoğu zaman hiç çekincesiz gözler önüne serer hale geldi.
"İman ve Küfür Muvazeneleri", iman ile küfür, hakikat ile sapkınlık, nur ile karanlık arasındaki farkları çarpıcı örneklerle karşılaştırmalı olarak anlatan bir eserdir. Said Nursî bu kitapta, imanın insana kazandırdığı yüksek değerleri ve insanı nasıl yücelttiğini, buna karşılık küfrün insanı nasıl aşağıya çektiğini anlatır. Eserde sık sık şu vurgu yapılır: İman, insanı kâinatla barıştırır; küfür ise insanı evrende yalnız ve karanlık içinde bırakır.
İman sayesinde insan, Allah’ın kudret ve merhametini her şeyde görebilir, anlamlı bir hayat yaşar. Küfür ise her şeyi tesadüf ve anlamsızlık içinde yorumladığı için insanı çaresizlik, korku ve değersizlik içinde bırakır. Risale boyunca, çeşitli misallerle bu iki halin insana ve kâinata bakıştaki derin farkları gösterir.
Okumanızı şiddetle tavsiye ederim..