Seni en sonunda sadakati ihmale, saygıyı bırakmaya, bir şeylerden nefret etmeye, bir şeyleri yapıyormuş gibi görünmeye, duvarların ve perdelerin arkasında kalması gereken şeyleri arzulamaya zorlayacak uğraşları asla kendine faydalı sayarak yüceltme. Çünkü kendi zekasını ve koruyucu ruhunu ve onun öneminin gerekliliklerini seçmiş biri trajik tavır takınmaz, yakınmaz, ıssız bir yere veya kalabalığa ihtiyacı yoktur. En önemlisi de bir şeyi kovalamadan veya bir şeyden kaçmadan yaşar. Ruhunun uzun mu yoksa çok kısa süreliğine mi vücudunda kalıp kalmayacağı ile ilgilenmez. Böylece bir an önce ayrılması gerektiğinde kolaylıkla gider… 
Başkalarının verdiği imkanla ışık saçan biri olma, başkalarının yardımıyla elde edilecek sükûnete ihtiyaç duyma. Özetle bir adamın kendi başına dik durması gerekir, dik tutulması değil.