Orhan Kemal bu eseriyle insan haysiyetinin ne kadar alçalabileceğini gözler önüne seriyor. ( Burada spoiler vermek istiyorum fakat kuracağım cümleler spoilerden fazlası olur diye kendimi tutuyorum :( Ayy ağlayacammm) Kitabı okurken ister istemez aklınızda hep Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi canlanıyor. İnsan, temel ihtiyaçları karşılanmadığı zaman bir üst seviyeye geçemiyor.Durum böyle olunca da insanın daha ilkel profilini çok net bir şekilde görüyorsunuz. Kaldı ki bununla beraber kitapta çok güzel bir mesaj daha var: İnsan özünde neyse odur. Kötüyse kötüdür,iyiyse iyidir. Şartlar değiştikçe, menfaatler karşılanmadıkça maskeler birer birer düşer ve öz dediğimiz o kavram ortaya çıkar. Bu yüzden "Özünde iyi insandır aslında " demeden önce tekrar bir düşünelim derim. Bu kavram kitapta Kaptan ve diğer karakterler üzerinden çok net yansıtılmış. Değineceğim bir diğer konu ise Aşk. Aşk yüreğini doldurduğunda içinde bulunduğun durum her ne olursa olsun dünya yaşanılabilir bir hal alır. Karanlık, dipsiz bir kuyuda başınızı kaldırıp baktığınız gökyüzüdür aşk. Fakat aşıksanız hem kendinizi bulursunuz hem kendinizi kaybedersiniz. Kitaptaki Kaptan karakterinin başına gelen de tam olarak bu. Kendini bulduğunu sandığı platonik aşkı sonunu getirdi. Toplumsal ve bireysel olarak ikiye ayırabileceğiniz birçok mesaj var. Kitap kolektif bir ahlaki çöküş ve bireyin umutlu boş bekleyişiyle sonlandırılıyor. Orhan Kemal birçok erdemi, duyguyu, düşünceyi kitaba o kadar güzel yedirmiş ki her başlık için sayfalarca analiz yazabilirim fakat burada bırakıyorum.Şimdiden okurlara keyifli okumalar diliyorum.