Artık kendimizi ifade etmek için çırpınmıyoruz. Anlaşılmak için her hareketin, olayın veya davranışın üstüne uzunca ifadeler ve cümleler kurarak açıklamak zorunda hissetmiyoruz kendimizi.Yorulduk mu, yoksa doğru olana mı çevirdik yönümüzü? Çevremizde yükselen olumsuz, eleştiren, yaralayan, heves kıran sesleri işitmez oluyoruz. Ve işte bir şekilde bizi aşağı çeken köklerimizden kurtulmayı öğreniyoruz.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir an var yaşamlarımızda,bir yer... Oradan geçtikten sonra bir anda her şeye yabancılaşıyoruz. Sevdiğimiz ve estiğinde kollarımızı açıp kendimizi ona bıraktığımız rüzgarlar ürkütür oluyor bizi. Şarkılar ve türküler yabancılaşıyor.
Hayatta,aşk da hüzün ve mutlulukta böyleydi.Bir yerden düşmekti bütün hayatımız,bütün duygularımız.Biz nerede olursak olalım,nasıl olursak olalım,bir yerden düşüyorduk sanki.
Az önce boşalttığını bir daha sığdıramıyorsun aynı yere.Ben bazen birine bir şey anlatırken de öyle oluyorum.Bakıyorum anlattığım şey olmadı karşımdakine.Geri alayım diyorum.Alıyorum ama anlattıklarım sığmıyor geri getirdiğim yere...
İçimde kim olduğumu sorgulayan,rutinini sabah kahvaltısı gibi bu sorguga adamış bir ses var.O ses,bir şey bulmam gerektiğini,içimdeki o ne olduğunu anlayamadığım boş,soğuk odaya bir anlam gerektiğini söylüyor.Belki beni başka bir şehirde bekleyen bir fırsatı seziyorum,belki yanlış yaptığım ama kendimi doğru olduğuna inandırdığım bir kalıbın içindeyim,belki de bir duyguyu özütleyebileceğim şekilde almıyorum,ya fazla ya az geliyor.