Hayatın basit sevinçlerinden tatmin olmakta en çok sıkıntı çeken kişilerin, düşünürler, alimler, profesörler kısacası bedenlerinden ve somut hayatın içinden ziyade idealar alanında yaşayan kişiler olduğuna Montaigne de dikkat çekiyordu: 'Hayatımda, üniversite rektörlerinden daha bilge, daha mutlu yüzlerce zanaatkâr, yüzlerce işçi gördüm ve onlara benzemeyi daha çok isterdim'.
Bana gelince, bambaşka bir sevgi/aşk görüşüm var. Sevgiyi/aşkı, karşımızdaki kişinin kendi arkadaşlarının olduğu, kendine ait gizli bahçesi olmasından, orada gönlünce gezinmesinden mutluluk duyduğumuz, buna karşılık da herhangi bir güvensizlik duymadığımız açık ve sağlıklı bir ilişki olarak görüyorum. Sevgide/aşkta, karşımızdaki kişiyi sevindiren şeylerden bizim de derinlemesine sevinç duyduğumuz bir zihin hâli görüyorum.