İçerik bakımından sınırsız konu ve temaya sahip bir roman olduğunu söyleyebiliriz çünkü birçok olay çeşitli sonuçlara bağlanarak anlatılır. Okuyucu ne okuduğunun farkına varmakta güçlük çeker bazen polisiye, bazen tarihi, bazen siyasi, bazen de dini tarikatların ve mezheplerin rol oynamış olduğu olaylara veyahut cinayetlerin bireyler üzerinde bıraktığı tesirlere, içinde bulundukları ruhsal durumlar bakımından psikolojik olaylara da yer verilmiş çok katmanlı, çoğulculuk ilkesiyle yazılmış bir romandır diyebiliriz, bu yüzden ne okumuş olduğumuz konusunda kesin bir yargıya varmak zordur ortada bir belirsizlik söz konusudur dolayısıyla bu da postmodernizmin belirsizlik ilkesini gösterir gerçek bilinmezdir, neyin hayal, neyin gerçek olduğu belirsizleşir, anlamı çıkaracak olan okuyucudur. Fakat romanın sonundaki Eco’nun ifadelerinde, bu romanın bir polis romanı gibi başlamasının sebebinin sonuna dek saf okucuyunun kandırılmasını sürdürmek için olduğunu görürüz. Postmodern bir eser olduğu ve birçok eserden alıntı yapıldığı için kurgu bakımından orijinal bir eser değil.
Romanda giriş, gelişme,sonuç bütünlüğü ve sebep-sonuç ilişkisi yoktur. Hikayeler birbirinden kopuk ve iç içe anlatıldığı için bir bütünlük teşkil etmez. Kısaca postmodernizmin özellikleri arasında yer alan parçalanma söz konusudur.
Eserde olaylar yedi gün boyunca kronolojik sırayla aktarılır, Adso’nun roman başında geçmişi anlattığını tahmin ediyor olsakta, on sekiz yaşında yaşadıklarını seksen yaşında aktardığını romanın sonunda öğreniriz bu yüzden roman da başlangıcı itibariyle “geriye dönüş” hakimdir.
Karakterler ile ilgili özellikler parça parça verilmiştir. Okuyucu kişileri romanda verilen bilgiler ve ipuçlarıyla tanır. Nesneler karakterlerden daha önemli bir yer tutar. Postmodern eserler açık